MedyaZâdeler

Bir yerde sarmal varsa iki kavram üzerinden düşünmek gerek ilki güç diğeri çıkar kavramlarıdır. Çıkarı olanlar güç merkezinin etrafında dolanıp dururlar. Sarmal olması Helozonik olması güçten çıkarı söz konusu olduğu kadar çıkarını karşılayacak kadar güce yaklaşmak demektir. Bir tehlike sezdiği anda da Helozonik olarak kendisini gücün merkezinden uzaklaştırır.

10 Ağustos 2020 16:11
A
a
MedyaZâdeler neden sürekli İktidar?
– Muhalefet Sarmalı içinden çıkmak istemezler?
 
Bu soruyu cevaplamak için öncelikle “Sarmal” kelimesinin anlam serüvenine bir bakalım. Spiral ya da Helozonik kelimeleri ile tarihsel bir yolculuğa çıkınca bu kavramlar bizi 15.yy Fransa toplumuna götürüyor.
 
Bir yerde sarmal varsa iki kavram üzerinden düşünmek gerek ilki güç diğeri çıkar kavramlarıdır. Çıkarı olanlar güç merkezinin etrafında dolanıp dururlar. Sarmal olması Helozonik olması güçten çıkarı söz konusu olduğu kadar çıkarını karşılayacak kadar güce yaklaşmak demektir. Bir tehlike sezdiği anda da Helozonik olarak kendisini gücün merkezinden uzaklaştırır.
 
Ülkemizde özellikle 15 Temmuz 2016’dan sonra yaşanan tam da bu sosyal gerçekliktir. İktidar – Muhalefet sarmalının birçok boyutu vardır. Bu boyutların hepsini tek bir yazıda anlatmak hem anlatmaya çalışacak kişilere hem de okuyacak kişilere birçok sıkıntı vereceği için ben bu yazımda medya boyutuna biraz derinden bakmak istiyorum…
 
15 Temmuz, sosyoloji ve sosyal psikoloji açısından çok önemli bir kırılma noktasıdır.15 Temmuz ciddi şekilde Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (DKB) tanımlanacak hasta sayısını artırdı. Bu tür rahatsızlık yaşayanların başında ise medya sektörü geliyor.
 
15 Temmuz sosyal gerçekliğine kadar medya sürekli satrançtaki “Fil” hareketi ile çok çabuk çapraz şekilde ileri ve geri hareket ediliyorlardı. Bu hareket onlara zaman zaman yaptıkları hataları itiraf ya da yapılan hataları itiraf ederek rahatlayabiliyorladı.15 Temmuz’dan sonra ise böyle bir rahatlamaları mümkün olmadı. Elbette istisnaları olsa da ekseri medya çalışanları bugün bu sıkıntıyı yaşıyor.
Medya sektörü bu tarihe kadar zik zak dediğimiz tarz bir iletişim dili kullanıyordu. Bir hafta önce birini öven bir gazeteci iki hafta sonra ayıplayabiliyordu. Bugün ise iktidar da muhalefette zik zak iletişim dilini kullanma cesareti gösterememektedir.
 
Bu cesareti gösterememenin sebebi kendilerinin dışındaki bir faktör değildir; kendilerinden kaynaklanmaktadır. Bunun iki boyutu vardır geriye dönük hafıza ve ileriye dönük çıkarlar. İşte bu döngü içinde dönüp durmanın yolu da sarmal ya da helozonik harekettir.
 
Hiç düşündünüz mü gazeteciler neden geçmişleri ile yüzleşmekten sürekli kaçmak için savunma mekanizması olan ve zayıf kişiliklerin kullandığı “Bastırma” yolunu tercih ediyorlar. Güçlü kişilik olmuş olsaydı bu savunma mekanizması doğru ya da yanlış “İnkâr” şeklinde olurdu.
 
Türkiye’deki gazetecilerin dipnot düşelim malum gazetecilerin ekserisi geçmişle yüzleşmekten en çok korkan gazetecilerdir. Bir dönem ekmeğini yiyip övdüğünüz ve alkışladığınız insana karşı belli zaman sonra sövmek kolay atlatılacak bir ruhsal şok değildir.
 
Bugün gazetecilerin iktidarı – muhalefet eksenli olmasının sebebi hafızalarından duydukları vicdanı rahatsızlıktır. Aslında gazetecilerin ve medyanın istisnaların dışında ekserinin tek derdi haber ve haberin ekonomik ya da zihinsel tatmin olan prestij kazanımıdır. Bunu kamufle etmenin yolu da iktidar-muhalefet gündemi ile beslenmektir.
 
Birçok toplumsal kesimin hatta Cumhurbaşkanının bile “Göremedik, yanılmışız” deme hakkı vardır. İşte bu hakka sahip olmayanların başında gazeteciler gelir. Evet tüm insanlar yanılabilir ama gazeteciler yanıldıklarını aylar hatta yıllar sonra itiraf ederlerse bu masum değildir.
Ülkemizde hangi MedyaZâde gazeteci köşesinden Gülen’e övgüler dizmemiştir ki… Bunu insani bir tutum ve tercih olarak varsayalım pekâlâ isminin pazarlanması için, eserlerinin pazarlanması için bugün sövdükleri insanlardan referans olmaları talepleri ne masumdur ne de ahlakidir…
 
Gazeteci uyanık olmak zorundadır… Toplum için tehlike arz eden durumları bırakın ayları yıllar önce topluma haber vermelidir. Ülkemizdeki gazeteciler gerçekten medya etiğinden haberdar olmuş olsaydı… Özür dileriz! Artık düne kadar övdüğümüz kişi hakkında sizi kandırdığımız için sizden özür dileriz…” deyip susması gerekeler… Utanmadan biz bunlarla mücadele ediyoruz haydi buyurun beni takip edin…
 
Sosyal gerçek ne? İktidarı savunmak ve desteklemek cennetten köşe kazanmak gibi insanların tutumlarının ayarları ile oynayanlar yine o gazeteciler… İktidarın ve bürokrasinin yanlışı yok mu? Gırla… Neden düzelmiyor? Sadece geçmişleri gün yüzüne çıkmasın diyerek iktidara karşı kör muhalefete karşı akbaba kesilen gazete ve medya sebebi ile…
 
 
Burada şunu ifade edeyim politik olarak iktidar ya da muhalefet sarmalında bir beklentim olmadı. Belki de bu yazıyı bu kadar vicdani rahatlıkta yazmam da bu sebepledir…
 
İktidar – Muhalefet sarmalında en çok kullanılan motif ve kod nedir? Kişilerin namusları… Ülkemizdeki “Kaset” sosyal gerçekliğini bu eksende okumak gerek…
 
Muhalefet “Heykel yapıyor” algısını yönetenler iktidarda “Heykel yapıyor” diyemez… İşte demedikleri için iktidar da en az muhalefet kadar heykel yapıyor…
 
Karizmatik Liderler için en büyük tehlike toplumun karizmatik liderin yanlışına karşı gözünü kapatmasıdır. Bu masum olabilir bunun sebebi sevgi olabilir…
 
Masum olmayan ne karizmatik liderin yanlışını görmem, söylemem ve de yazmam… Gazeteci yazdırmam diyor… Bürokrat söyletmem diyor… Politikacı zaten “Sesiniz gelmiyor!” diyor… Neden çünkü bu karizmatik lidere duydukları sevgi değil çıkarlarını ve rahatlarını kaybetme korkusudur…
 
Kısacası artık ülkenin gazetecileri geçmişleri ile yüzleşsin ve toplumdan özür dileyerek vicdanlarını rahatlatsınlar en azından… Medya bir yanlış varsa ki seven birinin en büyük göstergesi sevdiğini uyarmasıdır…
 
Ey MedyaZâdeler, lütfen artık bizim toplumsal hafızamızla ve toplumsal vicdanımıza zihinsel demans yaşayan adam muamelesi yapmayın… Bizim akıl sağlığımızda, ruh sağlığımızda şükür yerinde hafızamız ise sizin hatırlamak istemediğiniz yaşadıklarınızı bile daha dün gibi hatırlayabilecek düzeyde…
 
İktidar – Muhalefet Sarmalı Nedir?” derseniz… Sizin kendinizi kandırmanızdır ve bunu da sadece çıkarlarınız için yapmanızdır…
 
Size ev ödevi haydin bize itiraf edemiyorsanız aynanın karşısına geçin ve yüksek sesle… Ben bile isteye “Hocaefendimiz” “Büyüğümüz” dedim deyin… Ve ekleyin Hocaefendiye söz söyleyenleri de iktidar düşmanı olarak damgaladık deyin…
 
Hocaefendiniz 1999 yılından beri hep aynıydı değişmedi ama siz çıkarınız söz konusu olunca “Hocaefendinizi” sattınız…
 
Siz unutmaya çalışsanız da uykunuz kaçsa da acaba bir gün karşıma çıkar mı dedikleriniz “Görsel Arama Motorları” üzerinde indekslenmiş sizi bekliyor cesaretiniz varsa kalbinize güveniyorsanız buyurun www yapın… Kısacası “Abiler” ve “Ablalar” sizi kandırmadılar köşelerinizden siz bu toplumu kandırdınız… Kandırmaya da devam ediyorsunuz… Dün alkışlayarak bugün söverek…
 
Hakkı eğip bükmeden söyleyen tüm kalem tutanlara selam olsun…
 
Medya ve İletişimci
Ercan Harmancı
yazar@ercanharmanci.com
 
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...



Paragraf Soru Bankası

MD DİJİTAL