İSLAM’IN GÜNDEMİ VE MÜSLÜMANLARIN GÜNDEMİ

Bu yazıya bu başlığı seçmemin sebebi uzundur değişmeyen gidişatımıza bir nebze merhem olsun diyedir.

21 Kasım 2021 19:56
A
a
Bu yazıya bu başlığı seçmemin sebebi uzundur değişmeyen gidişatımıza bir nebze merhem olsun diyedir. Rad 11’i bugüne kadar hep ‘Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez.’ şeklinde sadece mevcut durumumuzu iyileştirmek olarak algıladık. Oysa bir diğer mana da şudur ki: İnsan kendi gidişatını kendi belirler, kendi mahveder. İnsan’ın mevcut kötü hali de kendi elleriyle ettiklerindendir. Nisa 79.ayetteki gibi tıpkı: ‘Başınıza gelen musibetler kendi ellerinizle ettiklerinizdendir.’

Allah kuluna zulm etmez. Kur’an ve Rasullerin bizlere bıraktığı veraset ve emanet (Ahzab 72, Bakara 143) ilahi yasaların hakim olduğu bir medeniyettir. Bize yüklenen vazife tevhid yada akide bilmek değil tevhid’i imar etmektir. İnsan bu yüzden halife, öncü, varis, imam diye nitelendirilmiştir. (Bakara 30, Sad 26, Kasas 5, Furkan 74, Vakıa 10 vb.) Mehdi bekleyşinde olmak Müslümanın görevi değildir.

Bize düşen mehdi kelimesinin manasına vakıf olacak karakterler edinmektir, İnsanların hidayetine vesile olmaktır. Tevhid’imiz insanlara müşrik, kafir hükmü verip cehenneme itmek değildir. Tevhid’imiz, islamın merhametinde insanların hidayet bulup cehennemi bir uçurumun kenarından kurtulması içindir.

Kur’an ve Rasullerin gündemi fitne, fesat ve bozgunculuğun sona erdirilmesidir. Çünkü yeryüzünün bunca yaşanılmaz hale gelmesinin sebebi hep haddi aşan, doymak bilmeyen, paylaşmak bilmeyen zalimlerdir. Hal böyle iken yönümüzü de bu doğrultuda belirlememiz gerekmektedir. Gündemimizi bakara 148. ayet ne güzel özetlemektedir. “Herkesin yöneldiği bir yön vardır. O halde hep birlikte hayırlarda yarışın. Allah sizi bir araya getirecektir.”  Hayır’lar Allah’ın istediği gibi yaşamaktır, şirk’ten, fitne’den arınmaktır. Hayırlar islamın güzelliğinde toplumlar, uygarlıklar inşa etmektir.

Kuran ve Rasullerin gündemini yukarda dile getirdiğimiz meseleler oluşturuyorken bizim gündemimizi ise hep ‘insanlar bana gelsin, benim camiam etrafında toplansınlar, en doğru benim, kazandıklarımızı ve kazanımlarımızı kaybetmeyelim, kendi ailemde huzurlu olayım çocuğumu iş sahibi yapayım, makamda yükseleyim, aman herşeyden uzak durayım biraz rahata ereyim dürtüleri oluşturmaktadır. Ve bir de şöyle bir büyüklenme ve vusulsüzlüğümüz var: Bir müslim kardeşimiz dininden dolayı eziyet gördü mü ilk tepkimiz hemen ona kızmak ve zalimi unutup ona bir darbe de bizden vurmak şeklindedir. İşte bizim zillete bürünen ve zemheriyi hissettiren gündemimiz…

 Gündemimiz her güne bir ayet yada hadis paylaşmak olmamalıdır. Gündemimiz her günü bir ayet ve hadisle kişilik edinmek olmalıdır. Gündemimiz kahve sohbetlerinde, sosyal platformlarda içimizi dökmek, mağlubiyet ve mağduriyetlerimizi ezber edinmek üzerine olmamalıdır. Gündemimiz artık zaferler, medeniyetler ve kazandığımız donanımları istişare etmek için olmalıdır.  Her Müslüman öncelikli olarak kendi açmazlarını ve bunun yanında paralel bir şekilde ümmetin açmazlarını belirlemelidir.

Fikrimce bugün gündemimizin en acil konuları aklı kullanmamak, duygusal tepkilerden öteye gidememek, unutulan kardeşlik, bireyselleşme, bencillik, samimiyet ve güven eksikliği şeklindedir. Saflarımız tarifsiz bir şekilde öylesine açılmışki artık müsimler olarak islam derdini samimiyetle istişare edip bir adım ötesine taşıyamamaktayız. Tüm derdimiz konuşmakla kalmaktadır. Bir yansıma misali o an muhabbeti renklendirip sonra ayrılınca toz olup dağılmaktadır.

Gündemimizi belirleme derdini taşırken aklımızda bulundurmamız gereken son mesele de bunu başkasından beklemeyi terk etmektir. Evet bugün, dert edinen sayısı gittikçe tükenmektedir. Lakin ben bu derdi idrak etmişsem görev bana düşmüştür. Artık şikayet ve serzeniş zamanı çoktan tükendi. Şimdi sıra adayış vakti. İşte budur sözlerin samimiyeti…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...



Paragraf Soru Bankası

MD DİJİTAL