Diyarbakır’daki Hizb-ut Tahrir Davasında Beraat

GÜNDEM 2 Haziran 2015 22:58
Videoyu Aç Diyarbakır’daki Hizb-ut Tahrir Davasında Beraat

Savcılığın “Terör Örgütü Propagandası Yapmak” iddiasıyla dava açtığı Hizb-ut Tahrir’li Müslümanlara mahkeme beraat kararı verdi.

Diyarbakır’da “Yargı zulmüne Dur De” kapsamında gerçekleştirilen imza kampanyası hakkında savcılık “Terör Örgütü Propagandası Yapmak” iddiasıyla dava açmıştı. Bugün yapılan mahkemede Burhan Ercan, Hasan Bilen, Mahmut Tiken, Halil Kulaksız ve Ali İhsan Alar hakkında beraat kararı verildi.
 
Burhan Ercan mahkemede yaptığı savunmada şunları aktardı: “Hizb-ut Tahrir’in fikri ve siyasi bir hareket olduğunu Türkiye’de çalışmaya başladığı 1960’lı yıllardan bu yana emniyet kayıtlarında da sabit olmak üzere hiçbir şiddet eylemi bulunmamaktadır. Siyasi bir parti olan Hizb-ut Tahrir dünyanın 50’den fazla ülkesinde çalışma yapmaktadır. Yaptığı çalışmalar fikri ve siyasi çalışmalardır. Dünya’nın hiçbir yerinde de hiçbir şiddete başvurmamıştır. Bunu yaparken veyahut bu görüşü benimserken kanunlara aykırılık teşkil ettiğinden dolayı değil kendisini dayandırdığı Kur’an ve Sünnete bunu aykırı gördüğünden dolayı bunu yapmaz. Hizb-ut Tahrir kendi meşruiyetini Kur’an ve sünnetten alır. Onlara aykırı eylemlerde bulunmaz."

Mahkeme üyelerinden birinin peki neden terör örgütü söyleniyor, sorusuna verdiği cevapta ise şunu dile getirdi: “Bu nitelendirmenin temel sebebi Yargıtay 9. Dairesinin tamamen kehanetlere ve önyargılara dayanarak yaptığı içtihattan kaynaklanmaktadır. İlerde devlet olursa Hristiyanlara cihat ilan edeceksiniz, diyerek Yargıtay 9. Daire zorlama ve haksız bir hüküm vermiştir. Hukuk var olan somut olaylara ceza vermesi gerekirken Yargıtay 9. Daire daha gerçekleşmemiş olaylar üzerinden bir kurgu kurarak hüküm vermiştir.”

Hedefinin ne olduğu yönündeki sorularda ise şunlar aktarıldı: “Bütün siyasi hareketlerin amacı ve hedefi toplumları kalkındırmaktır. Hizb-ut Tahrir de bir siyasi hareket olarak toplumu kalkındırmak ister. Bu hedefini gerçekleştirmek için insanları cahiliyenin karanlıklarından vahyin aydınlığına çağırır. İslam’ın hâkimiyetini arzular. Hakkın, adaletin, huzurun ve refahın İslami Hilafet Devleti ile olacağına inanır. Halka da gider yaptığı amellerle bu hakikati insanlara anlatır. Bizler inandığımız Allah’ın hükümleri ile yönetilmek istiyoruz. İnsanların kendi akıllarından çıkardığı hükümler ile yönetilmek istemiyoruz. Bu da çok doğal bir durumdur. Kişi inandığı gibi yaşamak ister.” , “Bugün ülkede sistem değişikliğinden bahsediliyor. Bu bir suç mudur? Onlar adaletin veyahut kalkınmanın başka bir sistem ile olacağını dile getirirken bizler de Hilafet ile olacağına inanıyoruz.”

Endonezya’dan Fas’a kadar bir ülkeden bahsediliyor ve Türkiye için vilayet denildiği aktarıldığında ise şunlar dile getirildi: “Evet bizler Endonezya’dan Fas’a tek bir ümmet ve tek bir devlet arzuluyoruz. Emperyalist devletlerin aramıza çizdiği yapay sınırları kabul etmiyoruz. Bu neden farklı geliyor ki? Osmanlı yıkıldıktan sonra Osmanlı topraklarında 54 tane devlet kuruldu. Biz 54 devletin tek bir devlet olduğu bir döneme sahiptik. İslam ümmetini tek bir vücut kılan devlet tesis edildiğinde onların yönetimi idari yollarla en iyi şekilde tanzim edilecektir.”

Diğer yargılanan Müslümanlarda hepsi savunmalarında Hizb-ut Tahrir’in bir terör örgütü olarak değerlendirilemeyeceği İslam’ın emirleri doğrultusunda çalışan bir hareket olduğunu deklare ettiler. Ayrıca Hizb-ut Tahrir’in gizli bir yapı değil meydanlarda halkın içinde açıkça fikirlerini anlatan bir hareket olduğu ve Hizb-ut Tahrir’e yönelik gerçekleştirilen yargı zulmünü kabul etmedikleri aktarıldı.

Yapılan tüm savunmalardan sonra savcı, yapılan eylemlerin suç teşkil etmediğinden dolayı beraat talep etti ve hâkimde mutabık kalarak beraat kararı verdi.

 
Kaynak : kokludegisim.net
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...


Duymak ve Görmek İstedikleriniz için..
...................
FES TURİZM