Resmi İdeolojinin Aksine Çanakkale Ruhu Cihad Topraklarındadır

GÜNDEM 19 Mart 2014 19:04
Resmi İdeolojinin Aksine Çanakkale Ruhu Cihad Topraklarındadır 18 Mart yani Çanakkale zaferinin yıldönümü… Her yıl geniş bir anmanın yapıldığı ve devletin resmi olarak kutladığı Çanakkale zaferini duyunca her birimizin bilinçaltında bir şeyler beliriyor. Çünkü laik devlet bunu resmi olarak sahipleniyor ve gündem ediyor. Avrupa’nın iki büyük gücü olan İngiltere ve Fransa’nın yenilgiye uğratılması elbette büyük bir olaydır ancak Çanakkale’den çok daha büyük tarihi zaferlere bu kadar önem gösterilmiyor, okullarda ve medyada bu kadar gündem olmuyorsa, zaferi değil ama niyeti sorgulamamız gerekiyor. Ümmetin amiral gemisi, Müslümanların hilafet merkezi Osmanlı, İkinci Abdulhamid’in devrilmesiyle İttihat ve Terakki çetesinin eline geçmiş, şöhret ve hırs peşindeki bu paşalar Osmanlı’yı çöküşe götürecek Birinci Dünya Savaşı’na girmekte tereddüt etmemişlerdi. Osmanlı hemen hemen her cephede ağır yenilgiler almış, düşman İstanbul’u alıp Osmanlı’yı teslime zorlamak için Çanakkale Boğazı’ndan geçmeye karar vermişti. Çanakkale’nin geçilmesi İstanbul’un topa tutulması demekti ve bunu engellemek için Osmanlı ordusu adeta etten duvar örüp on binlerce şehid vererek düşmanın geçmesini engelledi. Bunun sonucunda İtilaf Devletleri Rusya’ya yardım götüremedi ve Rusya teslim olmak zorunda kaldı. Bugün her ne kadar laik devletin resmi ideolojisinin sahiplendiği bir zafer de olsa, Çanakkale tam anlamıyla bir cihaddır ve İslam devletini korumak için nice yiğitler ölüme gülümseyerek şehid düşmüştür. Meselenin din meselesi olduğuna bugün Çanakkale müzesinde sergilenen kanlı Kur’anlar ve üzerinde kelime-i tevhid yazan kanlı sancaklar şahiddir. Çanakkale laik cumhuriyetin değil; şeriatla yönetilen Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye'nin zaferidir! Peki, böyle bir cihadı neden laik devlet bu kadar “içten” sahipleniyor? Bu zafer insanlara Osmanlı özlemini, cihad ruhunu ve ümmet bilincini hatırlatmaz mı? Biz hatırlatmazsak hatırlamazlar çünkü resmi ideoloji bunu kendine malzeme olarak kullanıyor. Birincisi: Bu savaş üzerinden M. Kemal halka kahraman olarak gösteriliyor. Çünkü savaştaki etkili komutanlardan biriydi. Hatta Çanakkale hakkında çekilen belgesellere ve yazılan kitaplara bakacak olursak tek başına kazanmış bile diyebilirsiniz! Bilinçli olarak diğer komutanlar ve başarılı savunmaları görmezden gelinerek, M. Kemal’in Conkbayırı muharebesiyle savaşın kazanıldığı izlenimi verilmekte. Böylece Çanakkale üzerinden “M. Kemal sayesinde dünyayı yendik” propagandasını halka yutturdular. Peki, Çanakkale “apaçık bir fetih” midir? Kesinlikle hayır. Çanakkale bir savaşın (Birinci Dünya Savaşı’nın) sadece bir cephesidir ve esas olan savaşı kazanmaktır. Savaşı kaybettik ve iki yıl sonra İngiliz ve Fransız donanması elini kolunu sallaya sallaya Çanakkale Boğazı’ndan geçip İstanbul’a demir atmadılar mı? Hani “Çanakkale geçilmez” idi? Bu zaferin bu kadar abartılmasının sebebi, cephelerde çadırında kitap okuyarak ve sigara içerek vakit geçirmesiyle meşhur olan M. Kemal’i kahramanlaştırmaktır. Çanakkale’yi efsaneleştirmek için rakamlar bile göz göre göre çarpıtıldı. Resmi rakamlarda şehid sayımız 55 bin, hastalıktan dolayı ölen 21 bin, yaralı sayımız 100 bin iken; söylemlerde “253 bin şehid” edebiyatı yapılarak ölen sayımız fazlasıyla abartılıyor. Zaten halkımız da gaza gelmeyi sevdiğinden abartılı rakamları daha bir sahipleniyor! İkincisi: Çanakkale üzerinden milli bir dava uydurulmakta ve ulus devlet inşası için gereken milliyetçi bir hava oluşturulmakta. Yapılan aslında tamamen bir toplum mühendisliği projesidir. Çanakkale için “Türk’ün gücü, Türk’ün zaferi” diye propaganda yapıyor resmi ideoloji. Çünkü Osmanlı gibi “ümmet-devlet” üzerine değil, “ulus-devlet” ideali üzerine kuruludur laik devlet. Gerçekler ise bunun tamamen zıttıdır. Çanakkale’de şehid düşüp toprağa kan verenler M. Kemal’in milliyetçi Türk gençliği değil, Osmanlı’nın dört bir yanından cihada koşmuş ümmet-i Muhammed’in yiğit evlatlarıdır. Çanakkale’deki mezar taşlarına bir bakın memleketlerde nere yazıyor; Halep, Bursa, Selanik, Erzurum, Kudüs, Üsküp, Kahire, Saraybosna, Diyarbakır, Şam, Kosova, Bağdat, İstanbul… (2) Kısacası ümmetin dört bir yanından gençler cihad çağrısına icabet edip hicret ettiler şehadet diyarına. Bu gençler “Allah Allah” diyerek saldırdı düşmana. Ellerinde Osmanlı’nın üzerinde kelime-i tevhid yazan sancaklar vardı. Evladı oldukları Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye'yi bu zor savaşta canları pahasına korudular. Bugün onların kanlı Kur’anları ve kanlı tevhid sancakları laik devletin Atatürkçü gençlerinin elinde değildir. Bugün bu davanın varisleri, Osmanlı ordusu gibi İslam için cihad eden Afganistan’daki, Şam bölgesindeki, Yemen’deki, Kafkasya ve diğer cephelerdeki mücahidlerdir. Gene her ırktan ve her renkten muhacir var içlerinde. Bir de ellerindeki kanlı Kur’an ve kanlı tevhid sancağı Çanakkale’deki dedelerininkiyle aynıdır. Çanakkale ruhunu arayanlar, tekbir seslerinin kurşun seslerini bastırdığı cihad cephelerine baksınlar ve bilsinler ki dedeleri bugün yaşasaydı, Çanakkale savunmasına katıldıkları gibi Halep savunmasına koşarlardı... -Dipnotlar- 1- http://www.duryolcu.com/default.asp?m_id=6&c_id=642&title=%C7anakkale%27de%20ka%E7%20%FEehit%20verdik? 2- http://www.canakkaleninrehberi.com/?Syf=18&Hbr=421482
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...


Duymak ve Görmek İstedikleriniz için..
...................
FES TURİZM