Yeni Bir Çanakkale: Suriye

MAKALELER 14 Haziran 2013 21:20
Yeni Bir Çanakkale: Suriye
Çanakkale Savaşı’ndan yaklaşık 100 sene sonra bugünlerde yeni bir Çanakkale yaşanıyor. “Küfür tek millettir” sözünü doğrularcasına, arzın tüm oyuncuları Suriye’de sahnede. Tüm İslam düşmanları aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakıp, Suriye konusunda tek saf haline geliverdiler. Mart ayı başında, El-Cezire televizyon kanalına katılan, CIS Ortadoğu Çalışmaları Direktörü Joshua M. Landis, Amerika’nın Suriye politikası hakkında değerlendirmelerde bulundu. Amerika’nın neden Suriye direnişini silahlandırmadığı yönündeki soruya Joshua M. Landis şu cevabı veriyor; “Obama'nın perspektifi ile meseleye baktığımızda kim silahlandırılacak? Direnişçi gruplara baktığımızda onların çoğu İslam’ı isteyen gruplar. Ahraruş-Şam, Cephetun-Nusra ve diğerleri... Hatta Livaut-Tevhid gibi ABD'nin müttefiki olan gruplar bile İslam’ı isteyen gruplardır. Örneğin Livaut-Tevhid komutanı şöyle bir açıklama yapmıştı. ‘Suriye devriminin yetim kalmasının sebebi: Direnişçilerin Şam'ı ele geçirdiklerinde Kudüs'ü de kurtarmak için harekete geçecek olmalarıdır’. ABD İsrail'i desteklediği için şimdi Esad'ı destekliyor. Bu açıklamalara baktığımızda Obama'nın Kudüs'ü fethedecek insanları desteklemesi mümkün değil. ABD'nin Ortadoğu'da birinci derecedeki müttefiki İsrail'dir. Bunu herkes biliyor”. Ve Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry “Amerika ve dünyanın istediği, Suriye'deki savaşın bitmesidir. İstenen, Cumhurbaşkanı Esad ve muhalefetin, Cenevre sözleşmesi çerçevesinde, geçici hükümet kurmak için müzakere masasına oturmalarıdır” diyerek Amerika’nın artık açıkça Esad’a oynadığını ifade etmiştir. Amerika’nın Suriye halkına attığı son olta olan Muaz el-Hatib liderliğindeki koalisyonun başarısız olacağı anlaşılmıştır. İslamî eksendeki muhalefeti kontrol edemeyen koalisyon miadını doldurmak üzeredir ve son görev olarak Esad ile masaya oturması istenmiştir. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in özel temsilcisi Ayetullah Mücteba Hüseynî Suriye muhalefeti içindeki İslamî Emirlik taleplerini tehlikeli bulduğunu şöyle ifade ediyor: “Muhalifler arasında İslamî emirlikler konusu gündeme geliyor. Bu, Taliban'ın Afganistan'da icat ettiği tehlikeli bir düşüncedir. Suriye rejimi yıkılırsa durum daha tehlikeli bir boyut kazanır.” Sözde İslam devrimcisi İran, Batı’yı gerçek İslam devrimi ile korkutmaktadır. “Aman dikkat edin, burda bir İslamî Hilafet kurulursa, benim başıma da sizin başınıza da bela olur” diyor Batı’ya. Afganistan ve Irak’tan sonra şimdi de Suriye’de İslam ümmetini arkadan hançerliyor. Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı sözcüsü Mansur el-Turki, ülkesinden Suriye’ye savaşmak için gidenlerin geri dönüşlerinde tutuklanacağını ve sert önlemler alındığını açıkladı. Ve dahası, Suudi Arabistan kendi halkının yapacağı insanî yardımları dahi yasakladı. Türkiye cenahında, ulusalcıların ve CHP’nin bulunduğu saf malum. Esad sever cephenin müdavimleri onlar. Fakat Saadet Partisi’ne, Abdüllatif Şener’e ne oluyor ki, her daim Esad rejimi yanında saf tutuyorlar. Oğuzhan Asiltürk Suriye kıyamını karalayan, Amerika ve İsrail oyunu olarak itham eden açıklamalarda bulunuyor. Aslında Suriye meselesi turnusol kağıdı gibi safları ortaya çıkardı. İslam için yapılan bu kıyam, sözde mücahitlere oldukça büyük geldi. Tam da bu meyanda, Obama’nın araya girmesi ile İsrail’in Türkiye’den özür dilemesi sağlandı. İsrail’in özür dilemesinin sebebini Netanyahu, Suriye’deki gelişmeler ve özellikle muhalefetin kritik silahları ele geçirmeye başlaması olarak açıkladı. Aynı açıklamada Netanyahu şöyle diyor “Suriye ile sınıra sahip olan Türkiye ve İsrail'in iletişim halinde olması önemli”. Yani İsrail, Suriye Devrimi’ne karşı İsrail-Türkiye ittifakını çok önemsediklerinden özür dilemiş durumdadır. Türkiye’de Müslümanlar “İsrail’e diz çöktürmenin” çığlıklarını ata dursun, Amerika, müttefiklerinin arasındaki problemleri izale etmekte ve Suriye Devrimi’ne karşı safları sıklaştırmaktadır. İsrail dostluğunu perçinledikten sonra, Türkiye de, bu tuzak içerisindeki rolünü daha açıktan oynamaya başladı. ABD’nin talebiyle terörün finansmanı yasası çıkarıldı ve Suudi Arabistan ile benzer şekilde, ABD’nin terörist ilan ettiklerine destek verenlere operasyonlar başladı. Konya ve Reyhanlı’da, insanî yardım çalışmaları yapan Müslümanlar gözaltına alındı ve tutuklandılar. Suriyelilerin dediği gibi, asıl savaş Esad sonrasında başlayacak, Çanakkale Mahşeri Suriye topraklarında yaşanıyor ve dahası yaşanacak. Mehmet Akif’in “Çanakkale Şehitlerine”  şiiri Suriye’de tekrar canlanıyor; Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı' Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi! Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer. Yedi iklimi cihânın duruyor karşında, Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk: Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk. Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ... Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ! Bu Suriye halkında ne var, bu halk ne istemektedir ki, sahte İslam Devrimcileri, salon mücahitleri ve küfür hattı bu halkın karşısında tek safta toplandılar? Bu halkta samimiyet var ve bu halk Gerçek bir İslamî Devrim arayışında. İşte budur, hak ile batılı ortaya çıkaran, işte budur gerçek ile sahteyi ayırt eden. Bu ortamda, Suriye halkının yanında kim var? Yardım çağrısına kim kulak veriyor? Yapması gerekenleri yapıyor mu İslam ümmeti? Maalesef ki, münkeri eliyle düzeltmek isteyen ve “Size ne oluyor da Allah yolunda ve: «Ey bizim Rabbimiz, bizleri halkı zalim olan bu memleketten çıkar, tarafından bize bir sahip gönder ve yine tarafından bize bir yardımcı gönder.» diye yalvarıp duran o ezilmiş erkekler, kadınlar ve yavrular uğrunda çarpışmıyorsunuz?” ayetine kulak verip bu mazlum halka yardım etmek için koşan az sayıda Müslüman bulunmaktadır. Açlık, hastalık ve soğuk ile mücadele etmeye çalışan bu halka, ihtiyacın çok altında yardım ulaştırılmaktadır. Bir avuç Müslüman bu halkın derdi ile dertlenmektedir. Bu satırları okuyan aziz okuyucu, Suriye senin derdin mi? Suriye halkı için hangi sevdiğinden feragat ettin? Suriye halkına sahip çıkmayan sen! Bu halkın meydanlarda “Allah’ım senden başka kimsemiz yok” demesi senin ağırına gitmiyor mu? Maalesef ki, (istisnalar hariç) Türkiye halkı olarak, bırakalım eliyle destek olmayı, sözle bile olsun bu mazlum halkın yanında yer almamaktayız. Bir duamızda dahi yer edinememiştir Suriye direnişi. Maalesef ki, bu zulüm karşısında, kalbimizden gerçekten bir öfke bile duymamaktayız. Hal böyle. İslam ümmeti başarılı bir sınav verememektedir. Fert fert, başımızı ellerimiz arasına alıp, “bu direniş için ne yapmam gerekiyor?” sorusuna acil bir cevap bulmalıyız. Amerika “Hedefi Kudüs olanları desteklemeyiz” diyor, siz ne diyorsunuz? Hedefi Kudüs olanlar için bir desteğiniz olmayacak mı? Kimin yanındasınız? Dostluğunuz kiminle? Dostluğunuzun gereğini yapıyor musunuz? Dostlarınızın ve kardeşlerinizin yanında mısınız? Yapacağınız çok şey var. Bir hurma tanesi ile de olsun kendinizi ateşten korumak istemez misiniz? Ve daha önemlisi, bu kıyam sadece Suriye halkının kıyamı değildir. Bu kıyam ümmetin kıyamıdır. Sen, İslam Ümmetinin bir ferdi olarak, bu kıyamın bir parçası mısın? Zafer’den mi payın olsun istiyorsun, yoksa hezimetten mi? “İçinizden, fetihten önce infak edenler ve savaşanlar, diğerleri ile bir değildir. Onların derecesi, sonradan infak eden ve savaşanlardan daha yüksektir”(Hadid-10). Bu yetim direnişin ve bu mazlum halkın başta duanız olmak üzere birçok unsura ihtiyacı var. Lehinde söylenecek bir söz, gönderilecek bir miktar yiyecek, bir miktar ilaç vs. hiçbiri değersiz değil. Unutmayalım ki, “Bir nal bir at, bir at bir asker, bir asker bir ordu kurtarır”. Selam ile... tahkikat.net / Fatih Sami KARAKAŞ
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...


Duymak ve Görmek İstedikleriniz için..
...................
FES TURİZM