Osman Karahan’ın Ardından....

15 Ocak 2013 03:37
Osman Karahan’ın Ardından… İnsanlar İkiye Ayrılır İnsanlar ikiye ayrılırlar: Birincisi; konuşanlar yani sadece yapılması, edilmesi gerekenleri anlatıp duranlar, ikincisi ise; amel edenler yani konuştuklarını hayata geçirmek için adım atanlar, konuşmanın ötesine geçenler. Birinci kısımda yer alanlarda konuştuklarıyla özdeş içi dolu ve somut adımlar, davranışlar göremezsiniz. İkinci kısım ise konuştuklarının içini davranışlarıyla dolduranlardır.   İşte bu asırlık hakikat bizim toplumsal hafızamıza en özlü ifadesiyle; ‘ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz’ şeklinde yerleşmiştir. Dolayısıyla kişiler davranışlarından doğrulanırlar, sözlerinden değil… Bizlere bu hakikati bir kez daha hatırlatan ajanslara düşen“Türkiyeli avukat direniş saflarında yaşamını yitirdi” başlıklı haber oldu. Haberde adı geçen avukat; Türkiye’de başta El-Kaide olmak üzere birçok İslami çevrenin hukuki savunmalarını, bir süreliğine de Hizb-ut Tahrir Türkiye Sözcüsü Yılmaz Çelik’in avukatlığını yapmış ve tanınmış avukat Osman Karahan’dı. İnsan Hukukunu Koruma Derneği (İHADER) kurucularından Osman Karahan’ın Suriye halkına destek amacıyla gittiği Halep’te çarpışarak Baas güçleri tarafından şehid edildiği ve cenazesinin Suriye’de defnedildiği ailesi tarafından da teyit edildi. Sömürgeci kâfir Batı’nın politikalarına endeksli çalışan, Suriye zalim-katil Baas rejimini destekleyen kesimleri sevindiren Müslüman kamuoyunu ise üzen bu şehadet haberinin ardından kendisiyle tanışmış ve KöklüDeğişim Dergisinin Nisan 2006 tarihli 20. Sayısında yayınlanan bir röportaj yapmış biri olarak kendisini hayırla yâd etmek istedim. Türkiye’de adaletin kimin elinde olduğunu sorguladığımız bu röportajda Türk hukuk sistemi ve bozuk işleyişine şahit olmuş biri olarak Osman Karahan gerçek adaletin ne olduğunu şöyle ifade ediyordu: “Adalet; şüphesiz Allah’ın emrettiğidir ve buna da ancak Allah’ın ve Rasulü’nün gösterdiği yoldan ulaşılabilir. İnsanların heva hevesiyle kurulan bir sistemde adaleti aramak son derece gülünç bir iştir. Zaten ben yaşadığım düzende açık açık söylüyorum, bir adalet var diye yaşamıyorum, bir adalet var diye de görev yapmıyorum. Bunu her gün de yüzlerce defa biz ispatlıyoruz. Ancak bizim yaptığımız zulme engel olmak, mazlumu korumak, birinin birinden bir hakkı varsa onu almak için yardımcı olmaktır…” “…Adalet bizzat Allah’ın kendi düzenidir. Çünkü burada insanlar birtakım kanunlar yapıyorlar adalet için, Allah’a muhalif ve Allah’ın dininden başka bir din kuruyorlar…” Ayrıca Türkiye’de adalet sisteminin nasıl işlediği şöyle ifade ediyordu Karahan: “Delilden sanığa gidilir, sanıktan delile gidiyor Türk polisi. Önce birini gözüne kestiriyor Türk polisi, jandarması, şu adam tam aradığım gibi bir suçluya benziyor diyor. Aldıktan sonra bağırta çağırta, işkence ve baskıyla aldatarak çıkart bakalım delilleri diyor. Artık ondan ne çıkarsa, kutuyu açma misali nasibine ne çıktıysa onunla yetiniyor, adalet onun üstüne kuruluyor. Fark etmez yani, adalet Türkiye’de bir çöpün üzerine kuruluyor, bir demir direğin üzerine, yani önemli değil, onlar bir mahkeme kararı oluşturabiliyorlar.” Bundan sonraki süreçte de Müslüman bir avukat olarak mesul olduğuna inanan Karahan; üniversitelerde ve İHL’lerde uygulanan başörtüsü yasağına karşı mağdurların yanında yer alarak, 28 Şubatçıları mahkûm ettirmiş, Kur’an kurslarına yapılan baskınlarda mağdurların avukatlığını yaptığı gerekçesiyle Ergenekon sanığı Jandarma Eski Genel Komutanı Emekli Orgeneral Şener Eruygur tarafından hedef alınmıştı. Hayatı mücadelelerle geçen Karahan cezaevine girmiş, günlerce tutuklu kalmıştı. Röportajımızda “Burada bize düşen insanları bilinçlendirmek…” ifadeleriyle bir avukat olarak yapabileceklerini ifade eden Karahan onurlu ve duyarlı bir Müslüman olarak sadece konuşanlardan olmayacağını böylelikle göstermişti. İşte bütün bunlar Osman Karahan’ın şahsiyeti ve neden Suriye’de direnen Müslümanların safında yer aldığını net bir şekilde açıklıyor. Şehadetinden sonra ailesinin yaptığı basın açıklaması da bunu teyit eder nitelikte: “Ağabeyimiz Osman Karahan son olarak yine yanı başımızda yer alan Suriye’de meydana gelen zulüm, katliam, tecavüz ve işkencelere dayanamadığından, Nisa Suresi 75.ayetinde yer alan “Size ne oluyor da, Allah yolunda ve ‘Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver’ diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?” hükmüne uyarak, Suriye’deki hak ile batıl arasındaki savaşta hakkın yanında yer almak için Özgür Suriye Ordusu saflarında, mücahitlerin yanında direnişe katılmıştır.” Tek bu örnek dahi göstermektedir ki; Müslüman Türk halkının bağırlarından İslam kardeşlik bağı, kardeşine yardım etme bilinci ve Allah yolunda cihad ruhu sökülüp atılamamıştır. Ve her ne kadar kara propagandalar yoluyla ve olduğundan farklı gösterme taktikleriyle Suriyeli kardeşlerimizin devrimleri karalanmaya çalışılsa da onlara yardım etmek için ellerinden geleni yapmaya gayret eden yiğitler Hilafet bakiyesi bu topraklarda varlığını sürdürmektedir. Evet, bugün yanı başımızda Suriye’de 17 aydır yaşanan ve insanın kanını donduran görüntüler karşısında sadece konuşmayı, kınamayı, yas tutmayı değil de harekete geçmeyi İslam’dan başkasından razı olmayarak devrim ateşini yakmış mazlum Suriyeli Müslüman kardeşlerimizin yanında yer alıp mücadele etmeyi tercih eden Osman Karahan inşAllah şehid oldu. Osman Karahan ve selefleri Rableriyle karşılaşacakları o gün lehlerinde bir delil olsun için böylesi bir yolu tercih ederek ve büyük bir fedakârlıkla bu dünyayı terk ettiler. Fakat ya geride kalanlar yani Suriye’de akıl almaz katliamlar yaşanırken konuşmanın ve yazmanın rahatlığını yaşayanlar… Ümmetin önüne onları tek bir saf halinde zalime karşı birleştirici köklü bir çözüm koyamayanlar… Yarın kıyamet gününde hunharca katledilen Suriyeli bebekle yüzleştirildiğinde ne cevap verecek? Kendini nasıl aklayacak? Hangi ameli mazeret olarak Rabbine sunacak? Evet, insanlar ikiye ayrılır: 1-Konuşanlar 2- Yapanlar ve Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

لاَ وَاللَّهِ لَتَأْمُرُنَّ بِالْمَعْرُوفِ وَلَتَنْهَوُنَّ عَنِ الْمُنْكَرِ وَلَتَأْخُذُنَّ عَلَى يَدَيِ الظَّالِمِ وَلَتَأْطُرُنَّهُ عَلَى الْحَقِّ أَطْرًا وَلَتَقْصُرُنَّهُ عَلَى الْحَقِّ قَصْرًا

“…Hayır! Vallahi muhakkak ma’rufu emredecek münkerden nehyedecek zalimin elinden tutarak zulmüne engel olacak haktan sapanı hakka döndürecek, hakla hükmetmesini sağlayacaksınız.” Osman Karahan’ın Ardından
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...


Duymak ve Görmek İstedikleriniz için..
...................
FES TURİZM