Yazı Detayı
29 Haziran 2016 - Çarşamba 15:14 Bu yazı 632 kez okundu
 
ŞİA'NIN İMAMET HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -5-
Nizameddin Demir
abdullahaziz@islammedya.com
 
 

4— İmamet Hakkındaki Görüşleri: -5-

         C )  ÎMAMIN ÜSTÜNLÜĞÜ       

      İmamet  ve üstünlük meselesindeki görüşler Şia'ya İslâm dışı güçler tarafından sokulmuştur.  Bunun  böyle   olduğunu  gösteren  delilde  İbn  Ebi  Hadid'in,  "Bu hususta orta  ve  mutedil  bir  yol  takip  ettiklerini  ifade  eden"  sözüdür.   Acaba  İbn  Ebi  Hadid'in, Hz. Ali  (ra)'ye  nisbet   ettiği  sıfatlar  "orta yol" olarak  kabul  edilecek  olursa,  daha   geride  ne kalır?  

    Hz.Ali (R.a)'yi,  Hz.Muhammed (sav)'den  üstün  tutan 'Ulyailer'in  görüşleri ve daha ileri giderek, Hz.Ali 'yi  ve  oğullarını  ilahlaştıranlar vardır.  Belki de  İbn Hadid  kendi  görüşünü, bunlara bakarak "orta yol"  şeklinde  nitelendirmiştir!    Yoksa  İslam inançları çerçevesinde onun  görüşü de  orta yol olarak kabul  edilmediği  gibi  tam  bir  sapıklık  olarak  nitelenebilir."  (1) 

   "Demek ki   imametten  bahsetmek, bir yönüyle bu şii  mezhebinin   sapıklığından  bahsetmek, yani Hz. Ali ve ilk imamların görüşlerinden ayrılıp bu gün geçerli saydıkları uydurmalara   yönelişinden  bahsetmek demektir.  Bu sapmanın odak  noktası "imamet" konusu olmakla birlikte ilk imamların sözlerinde bu manada bir imamet anlayışına rastlayamıyoruz. İmamet meselesini en geniş çerçevede ortaya koyan kişi,  Şii alimlerinin müteahhirininden   Meclisi  olmuştur.  İmametle  ilgili  "Hayatü'l-Kulûp"  isimli  eserinde geniş  açıklamalar   yapmıştır.  

1-  İmamın gerekliliği ve imamsız bir zaman olmayacağı,

2-  İmamların  masum  oldukları,

3-  İmametin Allah'ın ve Hz. Peygamber 'in  tayiniyle  olduğu, her  imamın da kendisinden sonra  gelecek   imamı   tayin  etmesi,

 

4-  İmamı  tanıma  zaruriyeti,

5-  Bir  imamı  inkâr  etmenin,  bütün   imamları  inkâr etmek gibi olduğu,

6-  İmama   itaat etme zaruriyeti,

7-  İmamsız  hidayete  varılamayacağı,

8-  İki  değerin  "Kur'an  ve  Ehl-i Beyt"  olduğu, (diğer hadisin inkarı söz konusu)

9-  İmamların  tayin  edilmesi."  (2) 

    Bu  kadar  nakilden  sonra  yine:  "Aramızda yalnız bir imamet farkı var. İhtilafı büyütmemek  lazım,  itaat  edilmesini   engelleyen  ne  var  ki ?"  diyebilir  misiniz?   Şia'nın bu  inancından  vaz  geçmediği  müddetçe  Ehl-i  Sünnet'le   uzlaşma   imkanından  bahsetmek çok gülünç olur.   Bazı  saf  müslümanların   bu inanç  üzerine  itaat   beklemeleri  de  çok  gülünç  olur!   Boşuna  bekleyip  yorulmaya  gerek  yoktur.   Yukarıda  izah edilen ve İslam'da   yeri olmayan   düşüncelerinden  dolayı   böyle  bir   amel  kesinlikle caiz değildir.  Vekile  itaat  zaten  caiz  değildir.  Bu bizim  akaidimizin gereğidir. Ehl-i Sünnet akaidi  denilen  Akaid   zaten  Ehl-i Bid'at fırkalara verilen cevaplardır. Yani  Ehl-i  Bid'at   fırkalar  ortaya  bir takım   sakat  görüşler   atmış, o  görüşleri  yayma  savaşı  vermiştir.   Ehl-i Sünnet Uleması ise,  bu  sapık ve sakat   görüşlere   cevaplar   vererek   İslam  itikadının   aslını,    ortaya  koymak için   cehd ve gayret  göstermiştir.   Zamanımıza   kadar  başarılı olmuşlardır,  înşa'Allah  bundan  sonra da  başarılı  olurlar.  Allah (cc)  cümlesinden razı olsun. AMÎN. Allah (cc), kendine  ihlas  ile  ibadet  ederek  ihsan  mertebesine  ulaşmak  isteyen  mü'minleri  bu  güzel  yoldan  ayırmasın.  Bizleri de onlardan  ayırmasın.  Ehl-i  Sünnet  yolunda  olmamıza  ne  kadar  dua  etsek  ve  hamdetsek  yine  de  azdır.

   Günümüz Müslümanlarının  kısmen de  olsa  haklı  oldukları ve neticede yanılmalarını  kamçılayan   hususlar yok mudur?  Elbette vardır, Öyle ki, Ehl-i sünnet'im diyen büyük bir kitle,  Tağuti  sistemlerin  baskı ve zulmü ve daha başka sebepleri  yüzünden akaidlerinden tecrid edilmiş bir  hale gelmişlerdir.    Öyle ki;  Hem  namazı  kılmayı,  hem de  faizli bankanın müdürlüğünü,   hem  mest  giymeyi  hem de fötr şapka örtmeyi,  hem  müslüman olduğunu söylemeyi  hem de   genel   evin   vesikalı    çalışanı   olduğunu   belirtir  hale  gelmişlerdir!!! 

     Hem imam olduğunu,  hem de  İslâm dışı ideolojilerin tellallığını yapmayı, hem Muhammed'in  ümmeti  olduğunu, hem de  başka   Fir'avnları   kurtarıcı  kabul edenleri,  Hem hoca oğlu olduğunu,  hem de şeriat düşmanı olduğunu,  hem  şeyh  olduğunu,  hem de İslam  devletine  lüzum  kalmadığını,  batıl  demokrasinin   güzel  bir  yönetim olduğunu, Hem ilahiyatçı olduğunu,  hem de  İslâm'da laikliğin   varolduğunu, hem Ehl-i sünnet olduğunu,  hemde  şeyhinin  masum olduğunu  ve daha nicelerini görmenin mümkün olduğu   bir  dünya!!!

    İslâm'i  eğitimden  mahrum   bırakılmış  böyle  bir  kitlenin İslam adına daha çok batıl ve hurafelere  ve  bid'at  düşüncelere  saplanmaları  kaçınılmazdır.   Ancak  bu  sapık düşüncelerin   haklı   olabilecek  yönlerinin   olabileceği   gündeme   getirilmemelidir.   Derenin  bir  yüzünün   rengi  böyledir de,  diğer yüzünün  rengi   nasıldır?  Renk değişiktir ama batıl inanç ve düşünceler,  bid'at   olma   noktasında;   hiçbir fark görülmektedir.  Şöyle ki,  "Kur'an müslümanlığı,   Kur'an'a  yöneliş hareketi,   Kur'an (meali) bize yeter sloganı,  Kur'an ve sünnet   bize yeter düşüncesi, Selef müslümanlığı, Ehl-i hadis Müslümanlığı,  Mezhepsizlik   müslümanlığı,   Erkek  Müslümanlığı,  Türk  Müslümanlığı,  Entel   Müslümanlık,  Radikal  Müslümanlık, Bizim şeyhe bağlanmayan helak olmuştur,   Bizim guruba dahil olmayan müslümanlar   cahiliye  ölümüyle  ölmüş   olur"  vb.  daha  nice  renkli  manzaralar. 

    Böyle  bir  vadide  uyanan   Müslümanların  problemleri de elbette bu vadinin  problemleri olacaktır. Bu vadiye  bakıp vadinin bu  yüzündeki  olumsuzlukları  görüp   îşte  Ehl-i sünnet budur  deyip;  vadinin diğer yakasındaki   sapık düşüncelere sarılmak ve teslim olmak  akılsızlığın ta kendisidir.   Bu  vadideki   ilimsiz  kitlelere   bakıp ta  Ehl-i sünnet işte budur demek,  böyle bir  düşünceye kapılmak,   bu  tabloyu  yansıtmaya çalışmak bilinçli olarak yapılıyorsa,   daha  öncede  söylediğimiz   gibi   bu  davranış  tam bir düzenbazlıktır, insafsızlıktır.     Zira; biz eleştiri yaparken bu tür insanların hareketlerini mi eleştiriyoruz? Yoksa  inanç  olarak  kaynaklarında  yer alan  sapık  ve  sakat  düşüncelerini  mi  eleştiriyoruz? Biz,  Ehl-i  Sünnet  dışındaki  tüm  fırkaları  kaynaklarımızda  Kur'an ve Sünnet'ten sapma olup-olmadığını  araştırmaya  davet ediyoruz.   Hakkı  isbat,  batılı tespit noktasında boynumuz   kıldan  incedir.  Oysa  şia  adına  Ehl-i sünnet'e  savaş  açanlar   ne   İmam-ı Azam'ı  tanımaktadırlar,  nede  İmam-ı Maturudi'yi  tanımaktadırlar.    Şia'nın   hangi  itikadi   mezhebin    kolu  olduğunu  dahi   bilmeyenlerin   varlığına   şahitiz!  

     Vahyi esas aldıkları halde,  akılla ona  şekil  biçen  bir akım hızla yayılmak isteniyor. Bu da, tekeri  patlayıp,  direksiyon kontrolü  elden  çıkan bir şoförün,  trafiği yoğun bir otobandaki   kör  gidişine   benzemektedir.  Sonu  mutlak felaket olan bir gidiş!  Korkunç bir gidiş. Vay haline bu otomobilin yolcularına. Vay haline kendini böyle bir şoföre teslim eden yolcuya. "İmametle ilgili şu ana kadar yazılanlara karşı çıkan  Ehl-i Sünnet   alimleri, Şia'nın görüşlerinin    doğru olmadığı hususunda ittifak etmişler ve Şia'nın görüşlerine reddiyeler  yazmışlardır.

    I- İmama ihtiyaç vardır,  (Ehl-i sünnet'e göre) fakat masum imama ihyaç yoktur. Dini hükümlerin  yerine  getirilmesi, kötülüklerin  giderilmesi ve İslam'ın korunmasına ihtiyaç vardır.  Ancak,  bu  ihtiyaçları  giderecek  kimsenin  masum olması   şart değildir.   İctihad ehli  ve  adalet  sahibi  olması  yeterlidir.  İmamın   hata  etmesi  caizdir. Uyanlara ise herhangi  bir sorumluluk yoktur.   "Ey   inananlar!Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin(3)  ayetinde ki  "emir sahipleri"   Şia'nın  ileri  sürdüğü  gibi   imamlar,  demek  değildir.   Ya  Raşid  halifeler  veya  seriyye  komutanları,   yahut ta dini   hükümlerde  fetva  veren  ve  insanlara  dinlerini   öğreten alimlerdir.  (İbn-i Kesir'de  burada  ki  ulu'l emr'den  maksadın  Ulema  olduğunu   beyan   etmektedir) ....  Şu da  unutulmamalıdır ki,  imam   şeriata   uygun  hareket  ettiği   sürece   ona  uymak  gerekir.  Şeriata  aykırı  hareket  ederse,  ona   uyulmaz."   

      Peygamberlerin  bazı  özellikleri  imamlarda  tahakkuk  edebilirse de,  bütün   özelliklerinin imamlarda  bulunması söz  konusu değildir.   İsmet de   bunlardandır. Ehl-i Sünnet'e göre ismet,  peygamberlere mahsus bir sıfattır ve peygamberlik şartlarındandır.  İmamlık  şartlarından   değildir. 

   2- İnsanların,  hidayet  için Kır 'an   ve  Sünnet'e   sarılmaları   yeterlidir.   Bu  konuda  birçok ayet ve hadis vardır.  Ama masum   imama   uymanın   lüzumunu  belirten tek bir ayet ve hadis yoktur.

  3- Şer'i hükümler   bedihi (apaçık) dir.  Mü'nıinler, açık olmayanlarını (Müteşabihleri) anlamakla  yükümlü tutulmamıştır.   Zira İslâm'da güç yetirilemeyeni  teklif yoktur. İmam, vahiy  almadığına göre,  bedihi olmayan  şer'i  hükümleri   nereden  bilebilecek? Ehl-i Sünnet'e  göre,  rey   ve   kıyas  haktır.   Masum  birine  ihtiyaç yoktur.  Kur 'an, Sünnet, İcma'  ve  Kıyas'tan   ibaret olan  şer'i   deliller insanlara kafidir.

  4- İmam, şeriatın koruyucusu kabul edilse bile, şeriatı kendi zatıyla koruyor değildir. Aksine,  Kitap,  Sünnet,  İcma  ve  sahih  içtihadıyla  korur.   İmam'ın içtihadında hata etmesi ise caizdir. Bu hata  sağlam  şeriatı  bozmaz." 

   5- İmamların sözü, Peygamberlerin sözü gibi hüccet değildir.  İmam kumandan mesabesindedir.  Peygamberlere caiz olmayan şeyler,  imamlara caizdir. (4) 

  6- "...Seni insanlara imam (önder) yapacağım" dedi. O (İbrahim): "Soyumdan da" deyince,  "zalimler benim ahdime erişemez"  dedi.  (5) ayeti  imamların   masum olduğuna delil  değildir.   Zira ayetteki "ahd"den murad,  ya peygamberlik veya imamlıktır. (6)   Şayet   imamlık ise,  her  masum  olmayanın zalim olduğu  gerçek değildir.  Belki,  adaletli  olmayan,  tevbe  edip  nefsini   ıslah  etmeyen  zalimdir.   (7)

  7- "Ey Peygamber'in  ev  halkı  Şüphesiz  Allah  sizden  kusuru  giderip  sizi  tertemiz yapmak  ister.(8)   ayeti de  imamların   ismetine delil değildir. Çünkü,  bütün imamların  Ehl-i beyt'ten  olma  şartı ve zarureti yoktur.  Ayrıca  ayetteki  rics,  manevi  pislik olan  töhmettir.  Onlardan  töhmetin  kaldırılması,  hata   etmelerini  engellemez. Zira müctehid,   içtihadı    hatalı  da   olsa   sevap kazanır.  (9) 

  8— Halktan zekât ve vergi toplamak için adaletli olmak gerekli ise de masum olmak şart değildir. 

   9—İmam  ve  halife  dini  konularda  fetva  verirken   isabet  de  edebilir  hata da.  Müctehidin  hata  etmesi  caizdir. 

 10— Halkın,  imamın  kıldırdığı  namazda şüpheye düşmemesi   için  imamın   masum olması gerekmez.  Bu  Şia'nın bir iddiasından başka bir şey değildir.  (Zira  masum  hata  yapmaz. Masum  olmadığı  zaman  hata  yapabilir.   Ama  biz  biliyoruz  ki  namazda   yapılan  hatalardan  dolayı   sehiv  secdesi  yapmak  namazın  vaciplerindendir. Resül-i  Ekrem  (sav)'de  sehiv  secdesi  yaparak  bunu  ümmetine  göstermiştir.)  

   11— "Ben  ümmetim  hesabına,  başlarına  geçecek  sapık  imamlardan  korkarım"  hadisi de imamların  masum  olmadığına  delâlet  etmektedir.  (10)   

   12—Masum  imama   ihtiyaç  yoktur,   insanlar bütün işlerinde imama uymak  mecburiyetinde de  değillerdir. 

   13—Peygamber'in  getirdiği  dini  hükümleri  nakleden,  imamlar  değil; adil, zabit ve güvenilir  raviler  ve  alimlerdir.

   14— İmamların,  meleklerden üstün olduğuna dair akli ve nakli herhangi bir delil mevcut değildir.

   15— Şia'ya göre,  gaip imamın   naibi  olan  müctehid imam,  masum olmadığına göre Şia'nın  görüşündeki   tenakuz  kolayca   anlaşılmış  olur.

  16— Şia'nın, imamlar  ve ismetleriyle ilgili  görüşünün   dini  naslara uygun  olmadığı ortadadır.  Zira, Peygamberler   bile  insan  olmak hasebiyle hata edebilirler.  Bu nassla sabitken, imamların,  doğumlarından, ölümlerine kadar büyük-küçük her türlü günahtan; unutmak,  yanılmak   ve  hata   etmekten  masum olduğunu iddia etmek ne derece doğru olabilir?

    17— Şia'nın ileri sürdüğü deliller dayanaktan yoksundur.  İmamın,  Haşimi olmasının şart koşulması, nassın zahirine ve ümmetin,  Hz.Ebu Bekir ve Ömer'in halifeliğini (imamlığını) tasdik  sadedinde  yaptığı  akid   icmaına  aykırıdır.   İmamın,  masum  olması ve gaybı bilmesi şartı da ümmetin icmaı ile batıldır. (11)     

   18 - Raşid Halîfelerin halifeliği  ittifakla  akdedilmiş  ve  onlarda   masum   olmadıklarını   itiraf  etmişlerdir.   Nitekim  bazı hususlarda, halifelerin görüşlerinde isabet edemeyip yanıldıkları tarihen sabittir.  Bu da  imamların   masum   olmadıklarını gösterir. (12)  

   19— Şia, imamlarla ilgili pek çok hadis  ileri sürer.  Şia,  hadis rivayetin de sadece Ehl-i Beyt'e dayanır. Halbuki Şia'nın hadis rivayetinin ilk halkasını teşkil eden Peygamberimizin torunları    Hz. Hasan ve Hüseyin,  Hz. Peygamber (sav)  hayatta iken henüz küçük yaşta idiler. Bu sebeple Hz. Peygamber'e yetişmemişlerdir. Bunların, Resulullah'tan naklen fetva verdiklerini   iddia   etmek   doğru  değildir.   (13) 

    20— İmamların  masum  olduğuna  dair   açık   ve   kesin   bir  delil  mevcut değildir.  (Başta Hılli olmak üzere bir çok şia aliminin imamların ismetine dair  ileri sürdükleri deliller çeşitli mantık oyunlarından ve  ayetleri  zorlama   suretiyle  yaptıkları    tevillerden  ibarettir. Her  mezhebin  kendine  göre  bir   mantığı   vardır.   Şia   mantığına   göre  bunlar doğru,  fakat Ehl-i Sünnet'e göre  yanlıştır.) Allahü Teala'nın,  lütfen  masum  bir  imam   göndermesinin  gerekli   olduğu  iddiası dayanaksızdır. Zaten böyle bir imam da  mevcut değildir.   Muntazar   (gaib) imamdan da  kimseye bir fayda yoktur.  Tarihen  herkesin,  On iki   imamı   kabul   edip  bunlara   tabi   olduğu da   sabit   değildir.  (14)   

   Ehl-i Sünnet'e göre, Peygamberlerden başka masum yoktur.  Halife olan ve olmayan kimselerin  hata  etmeleri,    günah  işlemeleri  ve  tevbe  etmeleri  caizdir.  Günahları,  tevbe  ile ve iyilikle silinir. Resûlullah (sav) on kişiyi cennetle müjdelemiştir. Onların cennetle müjdelenmesi,  günah  işlemediklerine  değil,  Allah'ın onları mağfiret ettiğine delildir.  Farzedelim ki, hatadan korunmak için,  masum birine ihtiyaç  vardır.  Bu takdirde, her memlekette  bir  masumun   bulunması  gerekir, çünkü bir masum bütün beldelere yetmez. Naib  tayini,  hatanın caiz olmasını önlemez.   Dini  bilgileri öğrenmek için de masum birine ihtiyaç yoktur.   Çünkü  öğretmek  ismetle  değil,  Peygamber   veya Kitap aracılığıyladır. İmam, şeriata  tabi olduğu  sürece  ona  uymak gerekli olur.  Şeriata   muhalif   hareket   ederse  ona uyulmaz. Bu takdirde  red  ve  inkâr  edilir..... "Kısaca,    Ehl-i   Sünnet'e   göre   Peygamberlerden  başka   masum   yoktur."   (15)   

 

(1)  Doğuştan  Günümüze  Büyük  İslam  Tarihi,(Bir Heyet) C.2,Sh:457.

(2)  Doğuştan  Günümüze  Büyük  İslam  Tarihi,(Bir Heyet) C.2,Sh:464.

(3)  Kur'an-ı Kerim, En-Nisa Suresi,Ayet:59.

(4)  Kadi Abdu'l Cebbar, Mugni, c.15. sh:313

(5) Bakara Suresi: I24

(6)  Taberi, Carmi'ul Beyan, C.I. sh: 530

(7)  Cürcani,  Şerhu'1-Mevakıf,C.3.sh:265-266

(8)  Ahzab Suresi: 33

(9)  Rüşdi Alyan, el-İslâm, ve'l-Hilafet,sh:59

(10)  Tirmizi, Fiten, 5I- Ayrıca, adil ve zalim imamlarla ilgili hadisler için bkz, İbn Hacer,  El-Matalibu'l- Aliyye, c.2,sh: 232-234.    

(11)  Amidi, Gayetü'l-Meram, sh:384.

(12)  Amidi, Ğayetü'l-Meram,sh:385

(13)  İbn Teymiyye, Min'hacü's-Sünne C.I. : sh:230.

(14)  İbn Teymiyye, Min'hacü's-Sünne  c.2, sh: I34-135

(15)  Doç. Dr. Mehmet Bulut, Ehl-i  Sünnet  ve  Şia'da  İsmet  İnancı, Sh: 143-148.

 
Etiketler: ŞİA'NIN, İMAMET, HAKKINDAKİ, GÖRÜŞLERİ, -5-,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN İMAMET HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -4-
180 Okunma.
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN İMAMET HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -3-
186 Okunma.
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN İMAMET HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -2-
223 Okunma.
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN İMAMET HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ - 1-
167 Okunma.
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN SAHABE HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ - 3-
202 Okunma.
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN SAHABE HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -2-
185 Okunma.
29 Haziran 2016
ZARURİ BİR AÇIKLAMA
196 Okunma.
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN SAHABE HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -1-
208 Okunma.
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -8-
201 Okunma.
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -7-
198 Okunma.
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -6-
4196 Okunma.
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -5-
207 Okunma.
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -4-
205 Okunma.
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -3-
208 Okunma.
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -2-
192 Okunma.
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -1-
172 Okunma.
29 Haziran 2016
Ölen Kafire Dua Edilir mi?
204 Okunma.
29 Haziran 2016
Keffarette Delilimiz HADİS'TİR
191 Okunma.
29 Haziran 2016
Halimizden memnun muyuz!.
152 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (11)
202 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (10)
187 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (9)
200 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (8)
186 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (7)
171 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (6)
183 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (5)
206 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (4)
190 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (3)
196 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (2)
192 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (1)
195 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: CEMAAT (5)
200 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramalr: CEMAAT (4)
205 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: Cemaat (3)
182 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramalr: CEMAAT (2)
194 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavrmlar: CEMAAT (1)
188 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramalr: SAHABE (5)
188 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SAHABE (4)
196 Okunma.
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SAHABE (3)
187 Okunma.
12 Mayıs 2015
İslami Kavramlar: SAHABE (2)
196 Okunma.
10 Mayıs 2015
İslami Kavramlar: Millet Sistemi ve Irkçılık (2)
193 Okunma.
09 Mayıs 2015
İslami Kavramlar: SAHABE (1)
195 Okunma.
13 Nisan 2015
İslami Kavramlar: Millet Sistemi ve Irkçılık (1)
220 Okunma.
09 Nisan 2015
İslami Kavramlar: ŞEFAAT (5)
185 Okunma.
31 Mart 2015
İslami Kavramlar: ŞEFAAT (4)
193 Okunma.
25 Mart 2015
İslami Kavramlar: AHD-İ MÎSAK (4)
201 Okunma.
20 Mart 2015
İslami Kavramlar: ŞEFAAT (3)
173 Okunma.
10 Mart 2015
İslami Kavramlar: ŞEFAAT (2)
179 Okunma.
27 Şubat 2015
İslami Kavramlar: ŞEFAAT (1)
195 Okunma.
25 Şubat 2015
İslami Kavramlar: AHD-İ MÎSAK (5)
189 Okunma.
25 Aralık 2014
İslami Kavramlar: AHD-İ MÎSAK (3)
220 Okunma.
24 Kasım 2014
İsami Kavramlar: AHD-İ MÎSAK (2)
202 Okunma.
24 Ekim 2014
İslami Kavramlar: AHD-İ MÎSAK (1)
1416 Okunma.
24 Ekim 2014
Selefilik Şia ve Vahdet
1291 Okunma.
Haber Yazılımı