Yazı Detayı
13 Ekim 2014 - Pazartesi 10:25 Bu yazı 1950 kez okundu
 
KUR'AN'DA MÜ'MİNLERİN ÖZELLİKLERİ
Hacı Ali Doğan
islammedya@hotmail.com
 
 

Yüce Rabbimiz (c.c) Kur'an-ı Kerim'inde insanların tamamını muhatap almış ve onlara hitabını iki kısıma ortaya koymuştur.İman edenler ve iman etmeyenler.. Uzunca bir çabanın ürünü olan Hidayet Rehberi isimli Kur'an derlemesi çalışmamızda Kur'an'ın tasnif ettiği inanç gruplarını ele alıyoruz.

Hidayet Rehberi adını verdiğimiz bu çalışmada, Rabbimizin (c.c.) iman edenlere hitabından, iman edenlerin özelliklerine, iman edenlerin sorumluluklarından nasıl dua edeceklerine varıncaya dek pek çok işaret ve uyarıyı ele aldık. Bununla birlikte iman etmeyenleri de inkar edenler, müşrikler, münafıklar ve ehli kitap ana başlıkları altında ele alıp Kur'an'ın dili ile incelemeye çalıştık. Bu çalışmada meal metinleri Mahmut Kısa'nın "Kısa Açıklamalı Kur'an mealini" esas aldık. Aşağıda ilk bölümün sunduğumuz metinde de görüleceği üzere ayetlerin orijinal metni kalın, açıklaması ise ince karakter olarak yazılmış bulunmaktadır. Gayret bizden muvaffakiyet Allah'tan (c.c)

 

Kur'an'da Mü'minlerin Özellikleri -1-


MÜ’MİNLER O KİMSELERDİR Kİ;

ONLAR ŞÜPHE ETMEDEN İMAN EDERLER

Gerçek müminler, ancak Allah’a ve Elçisine yürekten inanan, imanın tadını tattıktan sonra en ağır imtihânlar karşısında bile sarsılmadan ayakta kalabilen, inançlarında en ufak bir kuşkuya kapılmayan ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla fedâkârca mücâdele eden kimselerdir. İşte iman iddiasında doğru olanlar bunlardır. (Hucurat:15)

Onların, bu Elçiye indirilen ayetleri dinledikleri zaman, hiç de yabancısı olmadıkları bu hakîkatten müthiş etkilenerek, gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Kur’an’ı duyar duymaz, Allah’a el açıp yalvararak şöyle derler: “Ey Rabb’imiz! İsa Mesih’in yıllar öncesinden müjdelediği Son Elçiye iman ettik; o hâlde, bizi de hakîkate şâhitlik eden şu Müminlerle birlikte iman kervanının bir neferi olarak yaz!” (Maide:83)

ĞAYBE İMAN EDERLER

Onlar, 
Allah, cennet, cehennem, melek, kıyâmet, âhiret gibi duyu organlarıyla algılanamayan; ancak ilâhî vahiy sayesinde kavranabilecek gerçeklikler âlemi olan gayba inanırlar, hakîka­tin sadece gözle görülenlerden ibaret olmadığını bilir, mutlak Hâkim olan Ya­ratı­cıyı imanları sayesinde hissedebilir, kavrayabilirler. (Bakara:3)

O takvâ sahipleri ki, Rablerine gayben, yani O’nun zatını göremedikleri hâlde, varlığını, rab ve ilah olarak birliğini, sonsuz kudret ve merhametini gözler önüne seren sayısız yaratılış mucizelerini görerek iman eder, O’na yürekten bir saygıyla bağlanır ve ecel vaktinin gelip çatacağı o Son Saatin korkusuyla titrerler. (Enbiya:49)

KUR’AN’A VE ÖNCEKİ KİTAPLARA İMAN EDERLER

Yine onlar, 
o takvâ sahipleri, hem sana gönderilen bu son ilâhî vahye, hem de senden önceki elçilere gönderilen Tevrat, Zebur, İncil gibi kitaplara ve diğer bütün ilâhî vahiylere —sonra­dan eklenmiş, değiştirilmiş kısımları hariç— inanırlar. Bütün Peygamberlerin ve ilâhî kitapların aynı inanç ve ahlâk ilkelerini getirdiğini, hepsinin aynı kaynaktan geldiğini bilirler. (Bakara:4)

AHİRET GÜNÜNE İMAN EDERLER

 Âhiretin varlığına da tüm kalpleriyle iman ederler. Dünya hayatının geçici olduğuna, Allah’ın şaşmaz adâleti gereğince tüm insanları yeniden dirilterek iyilikleri ödüllendirip, kötülükleri cezalandıracağına içtenlikle inanır ve bu inanca uygun davranışlar gösterirler. (Bakara:4)

NAMAZI İKAME EDERLER


Ayrıca, Müslümanlığın vazgeçilmez şartı olan namazı gereken dikkat ve özeni göstererek, dosdoğru ve aksatmadan kılar, Yaratıcıyla aralarındaki gönül ve kulluk bağını —günde en az beş kere huzurunda durarak— sürekli canlı tutarlar. (Bakara:3) 

Onlar ki, Müslümanlığın vazgeçilmez şartı olan namazı —ona gereken dikkat ve özeni göstererek, dosdoğru ve aksatmadan— kılarlar. (Enfal:3)

ALLAH YOLUNDA İNFAK EDERLER

ve kendilerine verdiğimiz rızıktan, yani o güzel nîmetlerden bir kısmını toplum yararına fedâ­kârca paylaşarak, Allah için yoksullara harcarlar. (Bakara:3)

ve kendilerine bağışladığımız nîmetlerden 
bir kısmını, toplum yararına fedâkârca paylaşarak Allah için yoksullara harcarlar. (ENFAL:3)

YANLIZCA ALLAH’TAN KORKARLAR, O’NA İTAAT EDERLER VE ALLAH’I HERŞEYİN ÜZERİNDE TUTARLAR

İnsanlardan öyleleri vardır ki, en büyük tanrı kabul ettikleri Allah’la birlikte, O’nun katında sözünün geçtiğine inandıkları, her emrine kayıtsız şartsız boyun eğdikleri ve tıpkı Allah’ı sever gibi sevdikleri birtakım tanrılar edinirler. İnananların Allah sevgisi ise, bütün sevgilerin üzerindedir. (Bakara:165)
Gerçek müminler ancak o kimselerdir ki, Allah’ın adı anıldığı zaman yürekleri korku ve heyecanla ürperir, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğu zaman, bu onların inancınıpekiştirirerek artırır ve onlar, yalnızca Rab’lerine dayanıp güvenirler. (ENFAL:2)

Onlar
 öyle yürekten inanmış kimselerdir ki, düşman yurdundan haber getiren bazı kötü niyetliinsanlar, kendilerine: “Düşmanlarınız size karşı büyük bir ordu hazırlamış, o hâlde onlardan korkun da, Allah yolunda cihâdı terk edin!” dediklerinde, bu tehditkâr sözler, o yiğitleri yıldırmak şöyle dursun, aksine, onların imanını artırır ve şöyle derler: “Bütün tehlike ve korkulara karşıbize Allah’ın yardımı yeter! O ne güzel yardımcı, ne güvenilir vekildir!” (AL-İ İMRAN:173)

İşte bu nur, Allah’ın maddî ve mânevî olarak yükseltilmesine ve içinde adının anılmasına izin verdiği câmilerde ve Kur’an okunan evlerde ışıl ışıl parlamaktadır. Çünkü orada, gece gündüz O’nun sınırsız kudret ve yüceliğini zikredip gündeme getiren yiğitler vardır. Öyle yiğitler ki:

Ne geçimlerini kazanmak için yaptıkları bir ticaret, ne de alım satım gibi dünyevî kazanç getiren başka bir meşguliyet, onları Allah’ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymaz; çünkü onlar, gönüllerin ve gözlerin dehşetten allak bullak olacağı Günden korkarlar. (NUR:36-37)

gerçek inananlar, aralarında Kur’an ve Peygamber hakem olsun diye Allah’a ve Elçisine çağrıldıkları zaman, ancak ve ancak “İşittik ve itaat ettik!” diye cevap verirler. İşte kurtuluşa erecek olanlar, yalnızca bunlardır. Diğer bir deyişle:
Her kim Allah’a ve Elçisine itaat eder, Allah’a saygıyla bağlanır ve O’na karşı gelmekten titizlikle sakınırsa, işte en büyük mutluluk ve başarıyı elde edecek olanlar bunlardır. (NUR:51-52)

YANLIZCA ALLAH’A KULLUK EDERLER VE O’NA HİÇBİR ŞEYİ ORTAK KOŞMAZLAR


.. Onlar ki, yalnızca Bana kulluk eder, hiç kimseyi ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Bütün bunlardan sonra, her kim inkâra saplanacak olursa, kesinlikle yoldan çıkmış demektir. (NUR:55)


HEDEFLERİNDE SADECE ALLAH’IN RIZASI VARDIR

insanlardan öyleleri de vardır ki, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için O’nun uğrundacanını, malını ve tüm varlığını seve seve fedâ eder. Allah da kullarına karşı çok şefkatlidir.(Bakara:207)

Allah’ın rızasını kazanmaya çalışan kimse, O’nun gazâbına uğrayan ve barınağı cehennem olan kimseyle bir olur mu? (Bakara:162)

Yine onlar,
 arzu ve şehvetlerini gerektiğinde dizginlemesini bilen, Rab’lerinin hoşnutluğunu kazanmak için verdikleri mücâdelede, başlarına gelebilecek belâ ve musîbetler karşısındasabreden, dayanıp direnen, kulluğa devam eden, Müslümanlığın vazgeçilmez şartı olan namazıgereği gibi dosdoğru ve aksatmadan kılan, kendilerine bahşettiğimiz güzel nîmetlerden bir kısmını, çoğu zaman gizlice ve bazen de, başkalarını buna teşvik etmek için açık olarak Allah yolunda harcayan ve kötülüğe kötülükle karşılık vermeyen, aksine, kötülüğü iyilikle gideren kimselerdir. İşte âhiret yurdunun mutlu sonu onların olacaktır! (RA’D:22)

KULLUK BİLİNCİNİN İDRAKİ İLE GÖREVLERİNİ BİLİRLER VE ALLAH’IN SINIRLARINI KORURLAR

 ilâhî rahmetten ümit kesmeyen, dâima Allah’a yönelerek günahlarından tövbe edenler, yalnızca O’na kulluk ve ibâdet edenler, en derin şükran ve minnettârlık duygularıyla O’nu övüp yücelterekhamd edenler, güzelce namaz kılanlar, oruç tutanlar, Allah yolunda cihâd etmek ve İslâm’ı insanlara tebliğ etmek gibi yüce gayelerle yeryüzünde gezip dolaşanlar, O’nun huzurundaboyun eğip secdeye kapananlar, insanlara iyiliği emredip kötülüğü yasaklayanlar ve Allah’ın çizdiği sınırları ve koyduğu kanunları hayata egemen kılan ve onları tüm güçleriylekoruyanlardır. O hâlde ey Peygamber, bu nitelikleri taşıyan müminleri, sonsuz nîmetlerlemüjdele! (Tevbe:112)

Devam Edecek..

 
Etiketler: KUR'AN'DA, MÜ'MİNLERİN, ÖZELLİKLERİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı