Yazı Detayı
24 Kasım 2014 - Pazartesi 12:32
 
İsami Kavramlar: AHD-İ MÎSAK (2)
Nizameddin Demir
abdullahaziz@islammedya.com
 
 

Birinci tefrikamızda da görüldüğü  gibi, insanlar henüz dünya hayatına gelmeden önce  ruhlar  aleminde  Allahü Teala (c.c) ile bir ahidleşme, bir sözleşme, bir senetleşme, bir mukavele yapmışlardır.  Bu hususun muhkem naslarla sabit olduğunu görmüş olduk. Mekandan münezzeh olarak bir tarafta Allahü Teala (c.c), diğer tarafta ruhlarımız yeralmıştır.  İslam alimlerinin, bu olayı bize haber veren ayetlere "MİSAK" ayetleri demelerinin sebebi budur.  Her ne kadar  bazı  ehl-i bid'a  sapkınlar ve modernistler  bu  "MİSAK" olayını inkara kalkışsallarda,  hakikat budur. Bu gerçeği  gizlemenin  hiç bir anlamı yoktur.  İşte burada   şöyle bir  sualle   karşı karşıya  geliyoruz.  Ruhlar aleminde söz vererek  dünya hayatına gelen insanlar yaşayacakları hayatı, Allahû Teâla (c.c)'nın  indirdiği hükümlere  göre mi  yaşayacaklar, yoksa insanlar  kendi   hevalarından-nefislerinden-akıllarından  uydurdukları   hükümlere  göre mi yaşayacaklar?    Hiç şüphe yok ki, tevhid mücadelesinin temeli de bu esasa  dayanıyor.    Rabbimiz    Kur'an-ı Kerim'de  Rasûl-i Ekrem (s.a.s)'in şahsında  mü'minleri  uyarmış  ve  şöyle  buyurmuştur: "(Ve şu emri indirdik) insanlar arasında, Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmet!.. Sakın onların (insanların) heva ve heveslerine uyma." (13)  Yine, "Andolsun ki biz her kavme: "Allah'a ibadet edin, Tağut'a kulluk etmekten kaçının" diye (tebligat yapması işin) bir peygamber göndermişizdir" (14)  Her  mükellef   Ruhlar âleminde verdiği  söze bağlı olduğunu  haykıracak, bu hakikati  ilan edecektir.  Bu hakikat ve haykırış, verdiğimiz sözde  durduğumuzun ilanı olacaktır.  Bu haykırış  ve ilan, ahdimize  bağlı  olduğumuzun, asla  dönmeyeceğimizin  ilanı  olacaktır.  Rabbimizin beyanıyla : ''Onlar ki, Allah'ın ahdini yerine getirirler ve misaklarını bozmazlar.'' (15)   Rabbim cümle mü'minlere bu söze sadık kalmayı  nasibeylesin...
 Allah'ın (c.c) hükümlerine mukabil olmak ve onların yerine geçmek üzere; insanların hüküm icad etmesi caiz olmadığı gibi, küfür ahkamına razı olmaları da caiz değildir.  Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz.  "Ahd-i Misak"ın tabii sonucu; Allahü Teala (c.c)'ya kul olan her mükellefin  hayatına Allahû Teâla (cc)'nın indirdiği hükümleri  hakim kılması  esastır.  Zira, Rasûl-i Ekrem (s.a.s) : "Nefsim yed-i kudretinde olan Allahû Teâla (cc)'ya yemin olsun ki, arzusunu İslâm'a tabi kılmayan kimse iman etmiş olmaz"  (16)    buyurmuştur." Bütün peygamberler insanları "Tevhid Akidesine" davet etmişler ve karşılığında hişbir ücret talebinde bulunmamışlardır.

Şimdi  gelelim  "Ahd-i Misak" olayı ile  ilgili El-Esas Fi't-tefsir sahibi  Said  Havva (rh.a)'nın nakline :  "Bu nassın  tefsirinde  müfessirler  iki ayrı görüş ortaya  atmışlardır .......İbn Kesir'in  görüşüne  göre  ise ilke olarak müfessirler arasında herhangi  bir  fark olmadığı   görüşündedir.  Ona  göre  şanı büyük yüce Allah (c.c), Hz. Adem (a.s.)'in  zürriyetini  Adem oğullarının  sulbünden  çıkartıp  onları  kendi  nefislerine  karşı  şahid  tuttuğu gibi, insan fıtratını da tevhid   esası  üzerine  yaratmış  bulunuyor.  İbn   Kesir  bu  konuda  şu açıklamaları  yapmıştır : "Yüce Allah bizlere   Ademoğullarının sulblerinden  zürriyetlerini  çıkardığını, kendisinin onların Rabbi, mutlak  sahip ve egemenleri olduğunu, O'ndan başka hiçbir  ilah   bulunmadığı    konusunda   kendilerine  şahit   tuttuğunu   haber   vermektedir.  Nitekim şanı yüce Allah (c.c) onları bu  fıtrat üzere yaratmış   ve  onların  mayalarında bu hakikati  yerleştirmiştir.  Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:  "Sen yüzünü hanif olarak dine, dosdoğru  çevir.  Allah'ın  insanların üzerinde yaratmış olduğu fıtrata.  Allah (cc)'ın yaratmasında  değiştirme  olmaz."  (17) 

   Buhari ve Müslim'de Ebu Hureyre (r.a.)'nin rivayetine göre Rasülüllah (s.a) şöyle buyurmuştur : "Her doğan fıtrat üzere doğar -bir diğer  rivayette; "bu din üzere doğar" denilmektedir. Sonra onun anne ve babası onu yahudi,  hristiyan  veya  mecusî yapar. Tıpkı bir  hayvanın  kusursuz bir yavru doğurması gibi. Siz o hayvanda herhangi  bir eksiklik görüyor  musunuz?"  Müslim Sahih'inde Iyad b.Hımar'dan  gelen  rivayete  göre Rasülüllah (s. a.) şöyle  buyurmuştur : "Allah (cc) buyuruyor ki: Ben kullarımı hanif olarak (dosdoğru din üzerinde) yarattım. Arkasından şeytanlar onlara sokularak onları yoldan uzaklaştırdı, kendilerine helâl kıldığım şeyleri onlara haram kıldı." İmam Ebu Cafer b.Cerir (rh.a)... Sa'd oğullarından  olan  el-Esved b. Seri'den şöyle  dediğini  rivayet  etmektedir :  Rasülüllah (s. a) ile birlikte dört gazveye  katıldım.  Savaşçılar    öldürüldükten sonra geriye kalan çocuklarını aldılar. Rasülüllah (s.a)'a   bu durumun  haberi  ulaşınca ona ağır geldi.  Sonra da şöyle buyurdu :  “Bazı  kimselere ne  oluyor  ki  küçük  çocukları  alıyorlar.” Orada  bulunanlardan   birisi:

— Ey Allah'ın Rasûlü,  onlar  müşrik  çocukları değil midir?   Deyince Hz.Peygamber şöyle buyurdu: “ -Sizin en hayırlılarınız müşrik çocukları değil  midir?  Şunu biliniz ki Her doğan fıtrat üzere doğar. Onun dili gerçek durumunu açıkça ortaya koyana kadar,  o fıtrat üzere kalır.  Onu Yahudi veya Hıristiyan yapan da anne  ve  babasıdır."

 

KAYNAKLAR

 

(13) El Maide Sûresi: 49.

(14) En Nahl Sûresi: 36.  

(15) Râ'd Sûresi:20.

(16) Yusuf Kerimoğlu, Emanet ve Ehliyet-İslam İlmihali,İbn-i Kesir-Tefsirû'l Kur'an'il Azim-Beyrut: 1969 D. Marife Yay. C: 3 Sh: 490.  

(17) Er-Rum sûresi:30.

 
Etiketler: İsami, Kavramlar:, AHD-İ, MÎSAK, (2),
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN İMAMET HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -5-
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN İMAMET HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -4-
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN İMAMET HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -3-
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN İMAMET HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -2-
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN İMAMET HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ - 1-
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN SAHABE HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ - 3-
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN SAHABE HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -2-
29 Haziran 2016
ZARURİ BİR AÇIKLAMA
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN SAHABE HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -1-
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -8-
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -7-
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -6-
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -5-
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -4-
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -3-
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -2-
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -1-
29 Haziran 2016
Ölen Kafire Dua Edilir mi?
29 Haziran 2016
Keffarette Delilimiz HADİS'TİR
29 Haziran 2016
Halimizden memnun muyuz!.
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (11)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (10)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (9)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (8)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (7)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (6)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (5)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (4)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (3)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (2)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (1)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: CEMAAT (5)
29 Haziran 2016
İslami Kavramalr: CEMAAT (4)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: Cemaat (3)
29 Haziran 2016
İslami Kavramalr: CEMAAT (2)
29 Haziran 2016
İslami Kavrmlar: CEMAAT (1)
29 Haziran 2016
İslami Kavramalr: SAHABE (5)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SAHABE (4)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SAHABE (3)
12 Mayıs 2015
İslami Kavramlar: SAHABE (2)
10 Mayıs 2015
İslami Kavramlar: Millet Sistemi ve Irkçılık (2)
09 Mayıs 2015
İslami Kavramlar: SAHABE (1)
13 Nisan 2015
İslami Kavramlar: Millet Sistemi ve Irkçılık (1)
09 Nisan 2015
İslami Kavramlar: ŞEFAAT (5)
31 Mart 2015
İslami Kavramlar: ŞEFAAT (4)
25 Mart 2015
İslami Kavramlar: AHD-İ MÎSAK (4)
20 Mart 2015
İslami Kavramlar: ŞEFAAT (3)
10 Mart 2015
İslami Kavramlar: ŞEFAAT (2)
27 Şubat 2015
İslami Kavramlar: ŞEFAAT (1)
25 Şubat 2015
İslami Kavramlar: AHD-İ MÎSAK (5)
25 Aralık 2014
İslami Kavramlar: AHD-İ MÎSAK (3)
24 Ekim 2014
İslami Kavramlar: AHD-İ MÎSAK (1)
24 Ekim 2014
Selefilik Şia ve Vahdet
Haber Yazılımı