Yazı Detayı
29 Haziran 2016 - Çarşamba 15:01
 
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -8-
Nizameddin Demir
abdullahaziz@islammedya.com
 
 

2— Sünnet Hakkındaki Görüşleri: (8)

   Sahabeyi  büyük  ekseriyetiyle  reddeden  şiiler, hadis ilmini,  adeta  imamların  menkıbeleri,  Hz. Ali (r.a)'nin  fazileti ve imamete layık olduğu gibi konuları  ihtiva  eden  ailevi  bir  anlayış haline  getirmişlerdir. 

    Şia hadis  kaynaklarını  tarayan  insaflı  bir araştırmacı   üzülerek  söyleyelim ki, çok garip ifadelerin Allah (c.c) Resulü (s.a.v.)'ne isnad  edildiğini  görecektir.  Bu isnadların Resulullah (s.a.v.)'a  ait  olması  hem  dinin  ruhuna, hem de selim  akla  aykırıdır..... Şia  kaynakları,  Hz. Ali (r.a)'nin   neslinden  olmayı  tek ölçü  kabul  eden   nakillerle  doludur.   Resulullah'ın (s.a.v.) şanlı  sahabelerini   hedef  edinen  bu   kadar  fazla  rivayet  insanı  dehşete  düşürmektedir. Yani Allah (c.c)'ın  Rasülü (sav),  hicret gibi   en  önemli  dönüm   noktasında  kader birliği ettiği  Hz. Ebu Bekir'i  küçük  mü  düşürmüştür?   Bu  nasıl  iddiadır?   Zaman   zaman  reyiyle  amel  olunan   Hz.Ömer (r.a) mi  hiyanet  içindedir?   Ki  Hz.Ali (r.a)'nin hilafetiyle  ilgili  hadisi  halktan saklamış  olsun!!!    Hz. Osman (r.a)'ı en adi  bir  mizacın sahibi  gibi  gösteren  bu  uydurma  hadisleri   insan  tüyleri ürpermeden nasıl  nakleder?  İnsana sormazlar mı, Resulullah (s.a.v.), kızlarını  verirken damat  olarak  seçtiği Hz. Osman (r.a)'ın mizacını,  şahsiyetini  ve karakterini hiç mi  hesaba  katmadı?   Bu   nasıl  peygamberdir ki, haşa   iki   kez   aynı  (hatayı) işi  işlemiştir?

      Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Zeynel Abidin,  Hz.Muhammed Bakır,  Hz. Cafer Sadık. ... .gibi   Ehl-i  Beyt 'in   fazilet   ve takvada üstün temsilcileri Şiilerin savuna geldikleri  mübalağadan  her zaman uzak durmuşlardır.  Onların  rivayet  ettikleri  mevzu hadisleri   daima   reddetmişlerdir.  Bir   yandan  müfrit  Şiilerin  iddialarını  reddetmiş,  bir  yandan da Ehl-i Sünnetin faziletli  insanlarına iltifat etmişlerdir.  Ve bu şerefli insanlar,  Şii ulemasının insafsızca  cerh ettiği sahabeye karşı daima saygılı davranmışlardır. Nitekim Muhammed   Bakır  hazretleri  şöyle  buyurmuşlardır :  "-Irak 'ta   bizi sevdiğini söyleyen, Ebu  Bekir ve Ömer'e  dil  uzatan  ve  kendilerine   benim   böyle emrettiğimi iddia eden bir topluluk  türemiş.   Onlara  benim  kendilerinden   beri   olduğumu söyle!   Allah'a  and olsun ki,  eğer  ben  halife  olsam,   onların  hepsini Allah için öldürürüm.  Ebu Bekir ve Ömer'e Allah'tan rahmet ve mağfiret  dilemesem,  Hz. Peygamber'in  şefaatından mahrum kalırım. Allah'ın düşmanları  onları  hakkıyla  tanıyamazlar."  (1)    

    Ehl-i sünnet  mü'minleri  Şia  kaynaklarına   davet   eden   kaynak tanımaz  nefisperestler!  İşte kaynaklar böyle diyor. O büyük faziletli zatlar ilk büyük halifeler hakkında  böyle buyurmuşlardır. Tarih böyle  şahit  olmuştur.  Kaynaklar böyle şahittir. Ama baykuş ruhlu  insanlar  o günkü  İslam   düşmanlarının  yaptığı  gibi  Ehl-i Beyt  sevgisi  adı  altında   ve   onların  yolunda  gittiklerini  söyleyerek  o  insanlara   iftira  ve  hakarete   devam etmektedirler!    Muhammed   Bakır (rha)'ın  o günkü  aşırı  sapkın şiilere  dediklerini  "kendilerinden  uzak oldukları" bugünkü  şiiler  duysalardı  acep Muhammed   Bakır (rha)'a  ne derlerdi?  Öyle inanıyorum ki;  eğer o gün söylenenleri  bilselerdi, Muhammed   Bakır (rha)'ı reddederlerdi!.  Zira  o  büyük  zatlar da sünnete sımsıkı  sarılmış,   nefsi  hareket   etmemişlerdir.   "Bütün bunlar  gösteriyor  ki;  Şia'nın  hadis  mecmuaları,  faziletli   Ehl-i Beyt  alimlerinin  ictihadlarının  aksi    yönde   bir  değişime  maruz  kalmıştır.   İlk Ehl-i Beyt  alimleri  ile mutahhar  Şii   hadiscileri  arasında  te'lif  edilemeyecek   derin  uçurumlar  oluşmuştur."  (2)   

   Bu  hakikatleri biz söyleyince depresyon  geçiren sapkın  kardeşlerimiz,  tarihe hiç mi hiç göz atmak istemezler.   Daha  hayatta  iken   Muhammed   Bakır (rha)  sapkın şiilerin  iftiralarına  maruz  kaldığını,  kendisi adına hadisler uydurulduğunu, kendisinin onlardan   beri  olduğunu  haykırmıştır.  Bu  zavallılar   kargadan başka kuşların olduğunu bir anlayabilseler  hakikati  görebilirler.   Biz  şuna  kesinlikle   inanıyoruz ki;  "Ehl-i Beyt İmamları"  diye bilinen o büyük zatlar ehl-i sünnet  inancında  idiler. Zira hiçbir ehl-i beyt imamı sünnete ve sahabeye arkasını  dönmemiştir.  Sahabeyi sürekli hayırla anmışlardır.   Ehl-i Bid'at  inancında  değillerdi.  

Hadislerle  ilgili  bir   konuyu da   gündeme  getirelim.  Hadis   uydurma   ile ilgili    rivayetleri   verdik.   Şia'ya karşı diğer bid'at  fırkalarının da  boş durmadıklarını   hadis  uydurduklarını  naklettik.  Peki  sonuç  ne  olmuştur?   Akla  böyle bir  soru  gelebilir.  Bu uydurma hadisler nasıl temizlendi? Hadis alimlerinden Allahü  Teala  (cc) binlerce  razı  olsun.  Onlara  ne  kadar  dua  etsek  yine de  azdır.                                                      

     0 büyük zatlar gecelerini  gündüzlerine   katmış  hadisler üzerinde  yıllarını, ömürlerini vererek  çalışmışlardır.   Îslâmi  ilimlerden  hadis  ilmi   ve  usûl-ü  hadis  ilmi  çok  önemli  bir ilim dalıdır.  Bu sahada otoriter olan imamlar söz söyleme hakkına sahiplerdir. Kaynak eserlerimize   bakıldığında  uydurma hadislerin sahihlerinden nasıl ayırt edildiğini,  hangi usûlleri   kullandıklarını, hadisin sahih olmasının şartlarını ve bunlara  ilaveten her hadis imamının  usûlündeki   şartlarının da  ayrı  olduğu,  görülecektir.   Ehl-i Bid'atın hadis konusunda ki,  saldırıları   hiç bir zaman  durmamıştır.  Ancak saldırılarının hiç birisi de cevapsız  bırakılmamıştır.   Her  sapık  fırka  nasibine   düşeni   almıştır.

     Günümüzde  meydanı   biraz boş gören bu fırkalar azda olsa at oynatma fırsatı bulmuşlardır.  Bunlara  karşı  cevap vermesi  gereken  alimlerimizin  bir  kısmı  parti  cihadı peşinde, bir  kısmı  mürid  toplama  yarışında,  bir  kısmı  makam  ve  mevki   peşinde, bir kısmı   "henüz  bizim kapıya dayanmadılar"  serbestliği   içinde,  bir  kısmı  ise; açık ve net tavır  almamaktadırlar.   Kısaca  manzara  budur. 

     Ancak   sapık fırkalara  yeri  ve  zamanı  gelince  cevap  vermekten  çekinmeyen  alimlerimiz de yok değildir.  Bu  alimlerimizden  yüce  Rabbimiz  razı  olsun. Zaman bu alimlerimize  şahitlik  edecektir.  Sırf  dünyevi  endişelerden,  politik  kaygılardan  dolayı  hakkı  ortaya  koymayan,  koymaya yanaşmayan  zatları da  görüyoruz.  Bunlarda  mü’minler nazarında  suçlu  durumundadırlar.   Ayrıca  bu  tipler  mü'minlerin  nefretini  celbederken,  Allahü  Teala (c.c)'ın da  lanetini  hakk  etmektedirler!...  Bu  tablo  çok  vahim  bir     tablo!    Ehl-i sünnet  akıdesinin  nasıl   oluştuğunu,  kimlere  karşı  oluştuğunu  daha  evvel  izah  etmeye çalışmıştık.   Ehl-i Sünnetin  her  inanç maddesi  ve  akıdesi,  ehl-i bid'at  fırkalarından birine red cevabını  taşıdığını  bilmeliyiz.  

   Kısaca  izah   edecek olursak; Ehl-i Bid'at fırkalarının ortalığı kasıp kavurduğu zamanlarda Peygamber (s.a.v)'in ve ashabının yolunda yürüyen mücahid ulema, onlara  hak ettikleri  dersi  vermişlerdir. Tüm görüş ve düşüncelerinin  batıl olduğunu delilleriyle isbat etmişlerdir. Günümüz ulemasında ise ihmal söz konusudur. Peygamberin varisi olarak  nitelendirilen  ulema, görevlerini yapmadığı zaman, Allah (c.c)’ın rızasına   kavuşamayacakları  gibi  mü'minlerin de  nefretlerini   kazanacakları  muhakkaktır.

      Ehl-i Şia'nın  taşkınlıkta  daha  ileri  gidenleri  hakkında,  İmam Suyuti (rh.a) şunları anlatır : "Gulat-ı  Şia'dan  bir  kısmı sünnetin hüccet  oluşunu inkâra, kimi Kur'an'ı özetlemeye,  kimi  Hz.Ali (r.a)'nin  nübüvvetine  inanmaya ve Cibril'in onu Seyyidil Mürselin'e (sav) getirilişinde hata  ettiğine,  kimi de Nebinin (sav ) nübüvvetini  kabullenerek, ancak  hilafetin Ali   (r.a)'nin  hakkı olduğuna inanırlar. Sahabe bu meselede O'ndan Ebu Bekre yönelince de  nasipsizler, Allah lanet etsin  bunlar kafir oldular, müstahak olandan gayrisine vermekle zulmettiler, dediler. Ali (ra)'yi de  hakkını  istemeye   kalkışmadığından  (dolayı)   tekfir  ettiler.  Zira hadisler onlara   göre  kafir  bir  kavmin  rivayetlerinden   gayrı  bir  şey  değildir." (3)  

1-Prof .M. Ebu Zehra, Mezhepler Tarihi, Sh:I68-I69.  

2-Bir Araştırma, Sh:9-I0.

3-Muhammed Tahir Hekim, Sünnet in Etrafındaki .Şüpheler, Sh: 33.İmam Suyuti, Miftah'ül-Cenne, Sh:3-4. 

 
Etiketler: EHL-İ, BİD'A, FIRKALARDAN, ŞİA, -8-,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN İMAMET HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -5-
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN İMAMET HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -4-
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN İMAMET HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -3-
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN İMAMET HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -2-
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN İMAMET HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ - 1-
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN SAHABE HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ - 3-
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN SAHABE HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -2-
29 Haziran 2016
ZARURİ BİR AÇIKLAMA
29 Haziran 2016
ŞİA'NIN SAHABE HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ -1-
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -7-
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -6-
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -5-
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -4-
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -3-
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -2-
29 Haziran 2016
EHL-İ BİD'A FIRKALARDAN ŞİA -1-
29 Haziran 2016
Ölen Kafire Dua Edilir mi?
29 Haziran 2016
Keffarette Delilimiz HADİS'TİR
29 Haziran 2016
Halimizden memnun muyuz!.
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (11)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (10)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (9)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (8)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (7)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (6)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (5)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (4)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (3)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (2)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SALÂT (1)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: CEMAAT (5)
29 Haziran 2016
İslami Kavramalr: CEMAAT (4)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: Cemaat (3)
29 Haziran 2016
İslami Kavramalr: CEMAAT (2)
29 Haziran 2016
İslami Kavrmlar: CEMAAT (1)
29 Haziran 2016
İslami Kavramalr: SAHABE (5)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SAHABE (4)
29 Haziran 2016
İslami Kavramlar: SAHABE (3)
12 Mayıs 2015
İslami Kavramlar: SAHABE (2)
10 Mayıs 2015
İslami Kavramlar: Millet Sistemi ve Irkçılık (2)
09 Mayıs 2015
İslami Kavramlar: SAHABE (1)
13 Nisan 2015
İslami Kavramlar: Millet Sistemi ve Irkçılık (1)
09 Nisan 2015
İslami Kavramlar: ŞEFAAT (5)
31 Mart 2015
İslami Kavramlar: ŞEFAAT (4)
25 Mart 2015
İslami Kavramlar: AHD-İ MÎSAK (4)
20 Mart 2015
İslami Kavramlar: ŞEFAAT (3)
10 Mart 2015
İslami Kavramlar: ŞEFAAT (2)
27 Şubat 2015
İslami Kavramlar: ŞEFAAT (1)
25 Şubat 2015
İslami Kavramlar: AHD-İ MÎSAK (5)
25 Aralık 2014
İslami Kavramlar: AHD-İ MÎSAK (3)
24 Kasım 2014
İsami Kavramlar: AHD-İ MÎSAK (2)
24 Ekim 2014
İslami Kavramlar: AHD-İ MÎSAK (1)
24 Ekim 2014
Selefilik Şia ve Vahdet
Haber Yazılımı