Yazı Detayı
15 Ekim 2017 - Pazar 23:20
 
ÇOCUKLARA İSİM VERİRKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?
Yusuf Kerimoğlu
 
 

SORU: "Bir mecliste; herkes kendisini tanıtırken, ben de ismimi söyledim. Tanışma bittikten sonra; orada bulunan bir hocaefendi, 'Çocuklara meleklerin ismini koymak caiz değildir. Peygamber Efendimiz (sav), 'Çocuklarınıza peygamber isimleri veriniz, fakat melek isimlerini vermeyiniz' tavsiyesinde bulunmuştur. Sünnete riayet etmek gerekir' dedi. (...) Babamın bilmeyerek bir hata ettiğine inanıyorum. Çocuklara isim verme konusu fazla işlenmiyor. Günümüzde 'Kaya, Demir ve bunlar gibi', eşya isimleri konabiliyor. Bu caiz midir? Cahiliye döneminde bu gibi isimler kullanılmış mıdır? (...) Çocuğumuza nasıl bir isim vermeliyiz? Vereceğimiz isimde nelere dikkat etmemiz gerekir? Dedelerimizin veya babalarımızın isimlerini çocuklarımıza verebilir miyiz?"



CEVAP: Müşahhas ve mücerred varlıkları isimlendirme, insanın fıtratında bulunan bir özelliğidir. Bu özelliğin; Hz. Adem (as) yaratıldığı zaman, Allahu Teala (cc) tarafından ona ve onun zürriyetine verildiği bilinmektedir.(1) Önce "İsim nedir?" sualine cevap verelim. Lügat alimleri, "Bir şeyin kendisiyle bilinmesi ve tanınması için konulan alamete ve işarete isim denilir"(2) tarifinde ittifak etmişlerdir. Soyut varlıklar ve düşünceler için de bazen özel, bazen de genel manayı ifade eden isimler verilebilir. Türkçede isim kelimesi kullanıldığı gibi, aynı anlama gelen "Ad" kelimesi de kullanılmaktadır. Resul-i Ekrem (sav)'in "Siz kıyamet günü kendi isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyleyse isimlerinizi güzel koyun"(3) tavsiyesinde bulunduğu malumdur. Elbette güzellik, izafi ve itibari bir kavramdır. Bu noktada. "Neye veya kime göre güzel?" suali zihnimizi meşgul edebilir. Bu suallere cevap verebilmek için, önce cahiliye dönemindeki durum izah etmekte fayda vardır.


Cahiliye döneminde isim ve isimlendirme farklı şekillerde görülmektedir. Mesela; bir kısım aileler, çocuklarına, Zi'b (Kurt), Kelp (Köpek), Esed (Aslan) gibi isimler vermişlerdir. Bu tür isimlerin seçilmesi, şüphesiz sahip oldukları kültürün bir sonucudur. Bu kültürü Ebu Dükayş isimli bir Arabi şöyle açıklamıştır. Kendisine "Niçin çocuklarınıza kurt, köpek gibi çirkin isimler veriyorsunuz da kölelerinize, Merzuk (Rızıklanmış), Ribh (Kar, kazanç) gibi ma'kul isimler veriyorsunuz?" suali sorulur. Ebu Dükayş şöyle cevap verir: "Biz çocuklarımıza düşmanlarımız için, kölelerimize de kendimiz için isimler veririz."(4) Müşrik Araplar; uğur ve uğursuzluğa son derece önem verdikleri için çocuklarına isim verirken bunu da dikkate almışlardır. Sertliği ifade eden Sahr (Kaya), Hacer (Taş) ve Mu'sab gibi isimler yaygındır. Putların isimlerin önüne; kul manasına gelen "Abd" kelimesini ekleyerek suretiyle (Abdüluzza [Uzzanın kulu], Abdülmenat, Abdüşşems gibi isimler) çocuklarına isim vermişlerdir.


Resul-i Ekrem (sav), çocuklara isim verme konusunda; cahiliye döneminin kültür ve adetlerinin bir kısımını iptal, bir kısmını da ıslah ettiği sabittir. Şimdi sünnetteki isim ve isimlendirme hadiseseni maddeler halinde izaha gayret edelim.


Birincisi: Çocuğa verilecek isim ismin, tevhid inancına aykırı (şirki ve kibri çağrıştıran) niteliği olmamalıdır. Hz. Şureyh bin Hani (ra) şu hadisi rivayet etmiştir: "Babam, kavmi ile birlikte Medine'ye murahhas olarak geldiği vakit; Resulullah (sav) kendisine, 'Ebu'l-Hakem' künyesi ile hitap ettiklerini işitmiştir. Bunun üzerine babamı yanına çağırır ve, 'Hakem, yalnız Allah'tır, hüküm de O'na aittir. Şu halde ne diye sana Ebu'l-Hakem diyorlar?' sualini sorar. O, şöyle cevap verir: 'Kavmim bir mesele hususunda ihtilafa düştüğü vakit bana gelir, ben de hakem olarak onlara hükmederim. Her iki taraf da razı olur.' Resul-i Ekrem (sav), 'Bu çok güzel bir şey, fakat, senin çocukların var mı?' diye sorar. O da, 'Benim üç oğlum var. İsimleri Şureyh, Müslim ve Abdullah'tır' cevabını verir. Resul-i Ekrem (sav), 'En büyüğü olan hangisidir?' diye sorar , Şureyh olduğunu öğrenir ve 'Şu halde sen, Ebu'l-Hakem değil, Ebu Şureyh'sin' buyurur."(5) Bu konudaki diğer bir hadis, Hz. Ebu Hüreyre (ra) tarafından nakledilmiştir: Resul-i Ekrem (sav) şöyle buyurmuştur: "Allah katında en çirkin isim 'Melikü'l-emlak' (memleketlerin sahibi) ismidir."(6) Hemmam bin Münebbih tarikiyle gelen bir başka rivayetinde ise Resul-i Ekrem (sav) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü Allah katında en çirkin ve kendisine en çok kızılacak kimse, Allah'tan başka hiçbir hakiki melik yok iken, Melikü'l-Emlak adı ile isimlendirilmiş kimsedir."(7)


Allahu Teala (cc)'ya ait bir sıfatın; müstakil olarak, insanlara isim olarak verilmesi caiz değildir. İslam alimleri; bu sünneti dikkate alarak, çocuklara Melikü'l-Emlak isminin konulamayacağında ittifak etmişlerdir.(8)


İkincisi: Çocuğa verilecek isim, ona kibir ve gurur verecek bir manayı ifade etmemelidir. Resul-i Ekrem (sav), ismiyle övünen "Berre binti Cahş"ın ismini, "Zeyneb" diye değiştirmiştir. Hz. Ebu Hüreyre (ra)'den rivayet edilen hadis-i şerif, bunun delilidir. Hadis mealen şöyledir: "Hz. Zeyneb'in ismi 'Berre' idi. Bazıları, 'Bu kız ismi ile kendisini tezkiye ediyor' dediler. Bunun üzerine Resul-i Ekrem (sav) ona, 'Zeyneb' adını verdi."(9) İmam-ı Nevevi, "Bu hadis-i şerif; çirkin olan veya insanı kibre sevkeden isimlerin, daha güzeli ile değiştirilmesinin sünnet olduğunun delilidir" (10) diyerek, bir inceliğe işaret etmiştir.


Üçüncüsü: Çocuğa verilecek olan isim, işitildiğinde insan ruhuna sıkıntı, elem ve üzüntü verecek manaları ifade etmemelidir. İmam Ma'mer bin Raşid, ez-Zühri'den, O da İbn Müseyyeb'den haber verdi ki, babası Hazn bin Ebi Vehb el-Kureyşi, huzur-u saadete geldiğinde, Hz. Peygamber (sav) ona "İsmin nedir?" diye sorar. O da "Hazn'dır" diye cevap verir. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav), "Sen hazn değil, Sehl'sin"demiştir. Bunun üzerine o, "Ben babamın bana verdiği ismi değiştirmem" cevabını verir. İbn Müseyyeb, "O hadiseden sonra; bizim aile içinde kıtlık, sertlik ve huzursuzluk hep devam edip durdu" demiştir.(11) Burada iki husus dikkat çekmektedir: Birincisi "Keder, sıkıntı, üzüntü" manalarına gelen, işiten kimsede de ilk defa bu manaları hatırlatan "Hazn" ismini Peygamberimizin, "Kolaylık" manasına gelen "Sehl" ismiyle değiştirmek istemesidir. ikincisi ise; o kişinin isminin değiştirmesini kabul etmemesi ve bunun sonucu olarak da, başlarının ailece dertten kurtulmaması olayıdır. İmam-ı Kastallani bu hadis ile ilgili olarak şöyle demiştir: "Bu hadisi, isim değiştirmenin ve çirkin isimle isimlemekten men etmenin mutlak zorunluluk değil, muhayyerlik olduğunu ifade etmektedir. Çünkü Hz. Peygamber (as), 'Hazn' ismini 'Sehl' ile değiştirmeyi kabul etmediği zaman, onu buna zorlamamıştır. Eğer bu tür isimleri değiştirmek zorunlu olsaydı, Hz. Peygamber, onu 'Ben babamın verdiği ismi değiştirmem' sözü üzerine bırakmazdı."(12)


Dördüncüsü: Bir Müslüman çocuğuna; alay edilmeye sebep olabilecek veya uğursuzluk inancını çağrıştıracak isimler vermemelidir. Mesela: Yesar, Rabah, Necih ve Eflah gibi isimler böyledir. Bu tür isimleri Resul-i Ekrem (sav)'in uygun görmediği sabittir. Semüre bin Cündeb (ra)'den şöyle rivayet edilmiştir: "Çocuklarınıza Yesar (kolaylık), Rabah (kazanç), Necih (başarı) ve Eflah (kurtuluş) isimlerini vermeyiniz. Çünkü birisi, 'O burada mı?' diye sorar... Bulunmadığı için muhatabın olan kimse de 'Hayır, burada yok' der."(13) İmam-ı Nevevi, bu hadisin şerhinde şöyle demiştir: "Ashabımız, hadiste zikredilen bu isimlerle isimlendirmeyi kerih görürler. Bu kerahet de yalnız bu isimlere has olmaz. Bu kerahet, tahrimi değil, tenzihi kerahettir. İlleti ise, Hz. Peygamber (sav)'in "Çünkü sen, o burada mı, diye sorarsın. Muhatabın da, hayır, der" ifadesinde açıklandığı sebeptir. Bu da, alıncak cevabın güzel olmasıdır. Belki de bazı kimselerin kalplerine uğursuzluk düşüncesi gelebilir.(14) Konumuza yarın da devam edelim.


Peygamberimiz Efendimiz (sav)'in çocuklara konulmasını tavsiye ettiği isimler de vardır. Hz.Ebu vehb El-Cüşemi'den yapılan rivayet şöyledir: Resul-i Ekrem (sav) "Çocuklarınıza Peygamberlerin isimlerini veriniz. Allah'ın en çok sevdiği isimler, Abdullah ve Abdurrahman'dır."(15) Yine Resul-i Ekrem (sav): Çocuklarınıza peygamber isimleri veriniz, fakat melek isimlerini vermeyiniz" buyurmuştur. Sahabeden Yusuf b. Abdisselam: "Rasulüllah bana Yusuf ismini verdi?" demiştir.(16) Ebu Musa (el-Eş'ari)'den rivayet edilmiştir, şöyle dedi: "Bir oğlum oldu. Onu Hz. Peygamber (sav)'in yanına getirdim, adını İbrahim koydu ve bereket ile dua ettikten sonra çocuğu bana verdi. İşte bu Ebu Musa'nın en büyük oğlu idi."(17) Hz. Peygamber (sav), sadece kendisine isim koyması ve dua edivermesi için getirilen çocuklara değil, bizzat kendi çocuklarına güzel isimler koymuştur. Hz. Hatice'den olan çocuklarından birine Abdullah, Hz. Mariya'dan olan çocuğuna da İbrahim ismini vermiştir. Her ikisi de küçük yaşta iken vefat etmişlerdir.(18) Abdullah babasının, İbrahim ise soyunun geldiği ecdadının ismidir. Bu fiili sünnetten de anlaşılacağı gibi, ecdadın isimlerinin çocuklara ad olarak verilmesi caizdir. Bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Harun (as) iki oğluna Şibr ve Şebir isimlerini verdi. Ben de Harun (as)'ın yaptığı gibi oğullarıma Hasan ve Hüseyin isimlerini verdim." Şibr ve Şebir İbranice olup, Hasan ve Hüseyin manasındadır.(19) Resul-i Ekrem'e (sav) kendi isminin çocuklara verilmesi konusunda da sorulmuş, O da: "Benim ismimi çocuklarınıza veriniz, fakat künyem ile künyelenmeyiniz"(20) buyurmuşlardır. Bunun bir istisnası vardır. Hz. Ali (ra) "Bir gün Resul-i Ekrem(sav)'e: "Senin (vefatından) sonra benim bir oğlum olursa; onu senin isminle isimlemek ve senin künyen ile künyelemek istiyorum. Buna ne dersiniz? sualini sordum. Resul-i Ekrem (sav): "Evet yapabilirsin" buyurdu."(21) İmam-ı Nevevi, Hz. Peygamber (sav)'in isim ve künyesinin konması hakkında şöyle demektedir: Ulema bu konuda pek çok mezheplere ayrılmıştır. Kadi Iyaz ve bazı alimler bu görüşleri şöyle tasnif etmişlerdir.


Birincisi: İmam-ı Şafii ve Zahirilere göre, ismi Ahmed veya Muhammed olan (bir kimsenin) Hz. Peygamber'in künyesi olan Ebu'l-Kasım künyesi ile künyelenmesi helal olmaz. Çünkü hadisin zahiri buna delalet etmektir.


İkincisi: Hadis-i Şerif'te geçen yasaklama neshedilmiştir. Hz. Ali (ra)'den gelen rivayet bunun delilidir. Üçüncüsü: İman Muhammed İbn-i Cerir'e göre, hadis nesh edilmemiştir. ancak, hadiste geçen yasaklama tenzihidir. (Yani tenzihen mekruhtur). Haram olduğu için değil edebe riayet içindir. Dördüncüsü: Ebu'l-Kasım künyesi ile künyelenmenin yasaklanışı, ismi Ahmed veya Muhammed olanlar için geçerlidir. Bu isimlerden birini almayanlara Ebu'l-Kasım künyesini takmakta bir beis yoktur. Seleften bir grup bir görüştedir. Onlar bu konuda Cabir (ra)'den bir hadis de rivayet etmişlerdir. Beşincisi: Ebu'l-Kasım künyesi ile künyelenmek mutlak surette yasaklanmıştır.


Babasına Ebu'l-Kasım denilmesin diye çocuğa Kasım isminin verilmesi de yasaklanmıştır.


Nitekim Mervan bin Hakem, Resul-i Ekrem (sav)'in "Benim ismimle isimleniniz. fakat künyem ile künyelenmeyiniz" hadisini duyunca Kasım ismindeki oğlunun adını Abdülmelik diye değiştirmiştir.


Ensardan bazıları da aynı şekilde yapmışlardır. Türkiye'de yaşayan Müslümanlar arasında künye kullanma kültürü mevcut değildir.
Dolayısıyle edebe riayet etmek şartıyla, Resul-i Ekrem (sav)'in ismini vermekte bir mahzur yoktur.

 

Meselenin özü budur.

 

Birbirimize dua edelim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

----------------------------------------------------------------------------------------

(1) İbn Kesir- Tefsiru'l Kur'ani'l Azim- Beyrut: 1969 C: 1, Sh: 73. Ayrıca M. Hamdi Yazır- Hak Dini Kur'an Dili- İst.: Ty. C: I Sh: 266-267 (El Bakara Suresi: 31. ayetin tefsiri).
(2) İbn Manzur- Lisanu'l-Arab- Beyrut: 1355 C: 3, Sh: 2109, Ayrıca İmam-ı Tehanevi- Keşşafu Istılahat'l Fünun- İst.: ty C: I, Sh: 707.
(3) Sünen-i Ebu Davud- İst.: 1401 K. Edeb: 61. Ayrıca İmam Ahmed b. Hanbel- E. Müsned- C: 4, Sh: 194.
(4) İmam-ı Alusi- Buluğu'l Erab (Ma'rifeti Ahvali'l Arab): C: 3, Sh: 193.
(5) Sünen-i Ebu Davud- İst.: 1401 K. Edeb: 68.
(6) Sahih-i Müslim- İst.: 1401, K. Edeb: 20.
(7) Sahih-i Buhari- İst.: 1401 K. Edeb: 114. Ayrıca Sünen-i Ebu Davud- K. Edeb: 70. Sünen-i Tirmizi- İst.: 1401 K. Edeb: 65
(8) İbn Hacer- Fethu'l Bari- Kahire: ty. C: 10, Sh: 486-487.
(9) Sahih-i Müslim- İst.: 1401 K.Adab: 17.
(10) İmam-ı Nevevi- El-Minhac- Beyrut: 1392 C: 14, Sh:119.
(11) Sahih-i Buhari- İst.: 1401 K.Edeb: 107.
(12) İmam-ı Kastallani- İrşadü's Sari- Kahire: 1311 C: 9, Sh: 111.
(13) Sahih-i Müslim- İst.: 1401 K.Edeb: 13.
(14) İmam-ı Nevevi- A.g.e.: C: 14, Sh: 118
(15) Sahih-i Buhari-İst.:1401 K. Edeb, 109 Ayrıca Sünen-i Ebu Davud-İst.: 1401 K. Edeb, 61.
(16) İbn Hacer- A.g.e. C:10 Sh: 476.
(17) Sahih-i Müslim-İst.: 1401 K. Adab: 24, Ayrıca Sahih-i Buhari- K. Edeb, 109
(18) Sünen-i Ebu Davud-İt:1401-K. Cenaiz, 27. (19) İmam-Münavi-Feyzu'l-Kadir-Beyrut: ty C: 4 sh: 111
(20) Sahih-i Buhari-İst.: 1401 K. Edeb: 109
(21) Sünen-i Tirmizi-İst.:1401 K. Edeb: 68, Ayrıca H.El Hindi-Kenzu'l Ummal-C: 16 Sh: 589 (Had.no: 45970) 
 

 
Etiketler: ÇOCUKLARA, İSİM, VERİRKEN, NELERE, DİKKAT, ETMELİYİZ?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
15 Ekim 2017
ADİL SİYASETİN VE ZALİM POLİTİKANIN KEYFİYETİ
15 Ekim 2017
AİLE İÇERİSİNDEKİ İHTİLAFLARIN ÇÖZÜMÜ VE TALAK
15 Ekim 2017
ALINYAZISI, KAZA VE KADER KAVRAMLARI
15 Ekim 2017
ACBÜ'Z-ZENEB, GENETİK ŞİFRE
15 Ekim 2017
ANA-BABAYA NAFAKA
15 Ekim 2017
ANNE VE BABAYA İTAATİN SINIRI NEDİR?
15 Ekim 2017
ANNENİN HUKUKUNU KORUMAK FARZDIR
15 Ekim 2017
ATA DİNİ - II
15 Ekim 2017
ATA DİNİ - I
15 Ekim 2017
BAŞLIK PARASI
15 Ekim 2017
BEDENİN ZEKATI VE SADAKA-I FİTR
15 Ekim 2017
BİDAT EHLİ İLE MÜNASEBETLER
15 Ekim 2017
BİRDEN FAZLA HANIMLA EVLİLİK
15 Ekim 2017
BOŞANMA
15 Ekim 2017
CEHALETİN KEYFİYETİ VE ELFAZ-I KÜFÜR
15 Ekim 2017
CEMAATLER ARASI YARDIMLAŞMA
15 Ekim 2017
CİHAD KAVRAMI VE MÜCAHEDENİN KEYFİYETİ
15 Ekim 2017
CİNLERİN MAHİYETİ - SİHİR MESELESİ
15 Ekim 2017
ÇEVRE KÜLTÜRÜ VE SİYASİ KANAAT DEĞİŞİMİ
15 Ekim 2017
ÇOCUKLARIN HAKLARINA RİAYET VE ADALET
15 Ekim 2017
DARÜ'L İSLAM'IN MAHİYETİ VE KEYFİYETİ
15 Ekim 2017
DELİLLERİN TEARUZU VEYA MUHTELİF HADİSLER
15 Ekim 2017
DEPREM FELAKETİ, KADER VE SÜNNETULLAH
15 Ekim 2017
DEVLET MEMURLUĞU, HEDİYE VE RÜŞVET
15 Ekim 2017
DİNİN KEMALE ERMESİ VE AHKAMIN DEĞİŞMESİ
15 Ekim 2017
DUA NEDİR, ÂDÂBI NASILDIR?
15 Ekim 2017
DÜĞÜNLERDE İŞLENEN CÜRÜMLERİN MAHİYETİ
15 Ekim 2017
DÜNYADAKİ VE AHİRETTEKİ ŞEFAATİN KEYFİYETİ
15 Ekim 2017
EHL-İ HADİS VE REY EHLİ TASNİFİ
15 Ekim 2017
EHL-İ SÜNNET İLE EHL-İ BİDAT'IN İHTİLAFI
15 Ekim 2017
EVLATLAR ARASINDA AYRIMCILIK
15 Ekim 2017
EVLATLIĞIN MİRASDAN PAYI
15 Ekim 2017
FASIĞIN MİRASI VE HARAM KAZANCIN TASFİYESİ
15 Ekim 2017
FERAİZ HUKUKU'NDA EVLATLIĞIN DURUMU
15 Ekim 2017
FIKIH İLMİNİN ESASLARI - BEYAN MESELESİ
15 Ekim 2017
FISK VE FASIKLIK
15 Ekim 2017
FİDYE VE YAŞLILIĞIN İLİŞKİSİ ÜZERİNE
15 Ekim 2017
FİYAT YÜKSELTMEK
15 Ekim 2017
GAYBA İMAN VE MUGAYYABAT-I HAMSE (5 BİLİNMEYEN) MESELESİ
15 Ekim 2017
GAYRİ MÜSLİMLERLE TİCARET
15 Ekim 2017
GÜNAHLARIN TASNİFİ VE TEKFİR MESELESİ
15 Ekim 2017
GÜZEL AHLAKIN VE EDEBİN KAYNAĞI NEDİR?
15 Ekim 2017
HABERLERİ ÖĞRENMENİN VE YAYMANIN HÜKMÜ
15 Ekim 2017
HAC İBADETİ SONRASI GÜNLÜK YAŞAM
15 Ekim 2017
HADİS USULÜ VE MUHTELİF HADİSLERİN MAHİYETİ
15 Ekim 2017
HARAM MAL İLE TİCARET
15 Ekim 2017
HARAM TİCARET
15 Ekim 2017
HARİCİLER - MÜRCİLER
15 Ekim 2017
HELAL RIZKIN MAHİYETİ VE FAİZİN TOZU DUMANI
15 Ekim 2017
HEVAYA MUHALEFET - TASAVVUF - MÜRŞİD-İ KÂMİL
15 Ekim 2017
HİCRÎ AYLARIN TESBİTİ VE ASTRONOMİ İLMİ
15 Ekim 2017
HİDAYET - DALALET VE HÜKÜMLERİ İLE AMEL
15 Ekim 2017
HİLÂFETİN İLGASI VE KAVMİYETÇİLİK GAYRETLERİ
15 Ekim 2017
HUKUKİ EHLİYET, HÜRRİYET VE ESARET MESELESİ
15 Ekim 2017
ISKAT-I SALAT VE DEVİR MUAMELESİNİN HÜKMÜ
15 Ekim 2017
İBADET HÜRRİYETİ VE FARZ NAMAZLARIN EDASI
15 Ekim 2017
İBADET İLE ADİL VE ZALİM SİYASETİN MÜNASEBETİ
15 Ekim 2017
İBADETLERİN MÜDDETİ VE MAKAM İDDİASI
15 Ekim 2017
İCMA-İ ÜMMET, KIYAS-I FUKAHA VE ÖRF DELİLİNİN MAHİYETİ
15 Ekim 2017
İCTİHAD KAPISI
15 Ekim 2017
İLMİ DELİLLERİN KEYFİYETİ VE USUL-İ FIKIH
15 Ekim 2017
İMAM-I AZAM'IN (RH.A) İCTİHAD ESASLARI
15 Ekim 2017
İMAN İLE AMEL ARASINDAKİ MÜNASEBET
15 Ekim 2017
İMAN VE İSLAM KAVRAMLARININ KEYFİYETİ
15 Ekim 2017
İMANIN RÜKÜNLERİNDE İHTİLAF OLUR MU?
15 Ekim 2017
İMTİHAN DÜNYASI VE EBEDİ ALEM
15 Ekim 2017
İMTİHAN DÜNYASI, İSTİKAMET VE SABIR
15 Ekim 2017
İNANÇ HÜRRİYETİ İLE CİHAD İBADETİNİN MÜNASEBETİ
15 Ekim 2017
İNSAN AKLI İLE VAHYİN MÜNASEBETİ
15 Ekim 2017
İNSAN HAKLARI - LAİKLİK
15 Ekim 2017
İNSANLARIN TERCİH HAKLARI VE HUKUK NİZAMI
15 Ekim 2017
İNSANLIĞIN MASLAHATI VE UKUBATIN KEYFİYETİ
15 Ekim 2017
İSLÂM VE MÜZİK
15 Ekim 2017
İSLAMİ EĞİTİMİN KEYFİYETİ VE İLİMLERİN TASNİFİ
15 Ekim 2017
İSLÂMİ MÜCADELE, NEFSİN KEYFİYETİ VE SABIR
15 Ekim 2017
İSLAMİ TESETTÜR, DİN VE VİCDAN HÜRRİYETİ
15 Ekim 2017
İSLÂMİ VE RESMİ NİKAH ARASINDAKİ FARKLAR
15 Ekim 2017
İŞ AKDİ VE ÜCRETLENDİRME
15 Ekim 2017
İŞCİNİN ÜCRETİ
15 Ekim 2017
İŞKENCE HADİSESİ VE RUHSATLA AMELİN HÜKMÜ
15 Ekim 2017
İTİKADİ FIRKALAR VE İMAN-AMEL ANLAYIŞLARI
15 Ekim 2017
İTİKAF
15 Ekim 2017
KADER İNANCI
15 Ekim 2017
KADIN HAKLARI VE HAREMLİK-SELAMLIK ANLAYIŞI
15 Ekim 2017
KADIN HAKLARI VE İ'TİKAF MESELESİ
15 Ekim 2017
KADİR GECESİNİN MAHİYETİ VE DEĞERİ
15 Ekim 2017
KAFİR CİNLER İNSANLARA ZARAR VEREBİLİR Mİ?
15 Ekim 2017
KAĞIT PARANIN HÜKMÜ
15 Ekim 2017
KALBİN KEYFİYETİ VE ZİKİR İBADETİ
15 Ekim 2017
KAVMİYETÇİLİK
15 Ekim 2017
KAZA NAMAZI
15 Ekim 2017
KEFFARETİN MAHİYETİ VE ORUÇ FİDYESİNİN TESBİTİ
15 Ekim 2017
KEFİL OLMA
15 Ekim 2017
KIBLE EHLİ KİMDİR?
15 Ekim 2017
KIZ ÇOCUKLARI
15 Ekim 2017
KİNAYELİ BOŞANMA
15 Ekim 2017
KİRA SÖZLEŞMESİ VE FÂİZLE İLGİSİ
15 Ekim 2017
KÖLE - CARİYE HUKUKU
15 Ekim 2017
KÖTÜLÜKLERE KARŞI NE YAPILMALI
15 Ekim 2017
KUR'AN OKUMA SEVABI VE ÖLÜLERE BAĞIŞI
15 Ekim 2017
KUR'AN VE SÜNNET'TE ZULÜM KAVRAMI
15 Ekim 2017
KUR'AN VE SÜNNETTE KERAMETİN DELİLİ VAR MIDIR?
15 Ekim 2017
KUR'AN-I KERİM OKUNMASI HAKKINDA GENEL BİLGİLER
15 Ekim 2017
KUR'ÂN-I KERİM VE ANAYASAL HUKUK DEVLETİ
15 Ekim 2017
KUR'AN-I KERİM, SÜNNET VE AKLIN DEĞERİ
15 Ekim 2017
KUSMA VE ORUCUN BOZULMASI HUSUSU
15 Ekim 2017
KÜFRE RIZA KÜFÜR MÜDÜR?
15 Ekim 2017
KÜRTAJ MESELESİ
14 Ekim 2017
MÂLİ İBADETLERİN ZAMANI VE KEYFİYETİ
14 Ekim 2017
MEDYUMLUK MESLEĞİ VE YILDIZ FALI
14 Ekim 2017
MESCİDLERİN VE CAMİLERİN HUKUKU
14 Ekim 2017
MEZHEPLER NASIL VE NİÇİN KURULMUŞTUR
14 Ekim 2017
MİLEL VE NİHAL EHLİNİN DÜNYA GÖRÜŞÜ
14 Ekim 2017
MUCİZE İLE KERAMET ARASINDAKİ FARKLAR
14 Ekim 2017
MÜBAHLARIN EN SEVİMSİZİ: TALÂK
14 Ekim 2017
MÜBAREK RAMAZAN AYI
14 Ekim 2017
MÜLKÜN SAHİBİ VE RIZIK İÇİN ÇALIŞMAK
14 Ekim 2017
MÜRTED OLMA VE CENAZE NAMAZI - II
14 Ekim 2017
MÜRTED OLMA VE CENAZE NAMAZI - I
14 Ekim 2017
MÜSLÜMANLARI TENKİD ÂDÂBI
14 Ekim 2017
MÜSLÜMANLARIN MASLAHATI, SAVAŞ HUKUKU VE BARIŞ
14 Ekim 2017
MÜTEVATİR-SAHİH HADİS MESELESİ
14 Ekim 2017
MÜZAKERE EDEBİ VE HOCANIN HUKUKU
13 Ekim 2017
NAFİLE İBADETİN VE ZİKRİN ADABI
13 Ekim 2017
NAMAZLA İLGİLİ MUHTELİF HADİSLERİN İZAHI
13 Ekim 2017
NİŞANIN BOZULMASI VE MEHİR HUSUSU
13 Ekim 2017
ORUCUN VAKTİ VE SAHUR YEMEĞİNİN HÜKMÜ
13 Ekim 2017
ORUÇ TUTMAMAYI MÜBAH KILAN ÖZÜRLER
13 Ekim 2017
ÖRF İLE AMEL EDİLEBİLİR Mİ?
13 Ekim 2017
ÖŞÜR BAHSİ
13 Ekim 2017
PEYGAMBERİMİZE (SAV) TA'ZİM VE HÜRMET
13 Ekim 2017
RESÛL VE NEBİ GÖNDERİLMESİNİN HİKMETİ
13 Ekim 2017
RIZIK TEMİNİ
13 Ekim 2017
RUHSAT VE AZİMET İLE AMEL
13 Ekim 2017
SADECE KUR'ÂN?
13 Ekim 2017
SAHİH İMAN İLE SALİH AMEL ARASINDAKİ MÜNASEBET
13 Ekim 2017
SAHUR YEMEĞİ SONRASI İHTİLAM
13 Ekim 2017
SALİH AMELİN RÜKNÜ: SAHİH İMAN
13 Ekim 2017
SERBEST PİYASA EKONOMİSİ VE NARH MESELESİ
13 Ekim 2017
SİYASAL İSLAM VEYA İSLAMİ HAREKETİN KEYFİYETİ
13 Ekim 2017
SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ VE SİGORTA AKDİ
13 Ekim 2017
SÜNNET-İ HÜDA VE ZEVAİD
13 Ekim 2017
ŞEHİR VE KÖY TASNİFİ
13 Ekim 2017
ŞEHİT KİME DENİR?
13 Ekim 2017
ŞERİAT KELİMESİNİN ANLAMI
13 Ekim 2017
ŞİA'NIN ESASLARI
13 Ekim 2017
ŞİİR SANATIYLA İLGİLİ MUHTELİF HADİSLER
13 Ekim 2017
ŞİRKET HUKUKU VE VEKALET ÜCRETİ
13 Ekim 2017
TAHKİKİ İMANIN VE İSTİKAMETİN ÖNEMİ
13 Ekim 2017
TAHKİKÜ'L MENAT VE HÜKÜMLERİN İLLETİ
13 Ekim 2017
TAKİYE MESELESİ
13 Ekim 2017
TEBLİĞ METODLARI
13 Ekim 2017
TEBLİĞ USULÜNÜN ÖNEMİ VE MÜNKERİN ÖNLENMESİ
13 Ekim 2017
TEKLİFLERİ DİNLEME EDEBİ VEYA İHTİLAF AHLÂKI
13 Ekim 2017
TEKLİFLERİN MAHİYETİ VE İCTİHADIN DEĞERİ
13 Ekim 2017
TERAVİH NAMAZININ HÜKMÜ VE KEYFİYETİ
13 Ekim 2017
TEFSİR İLMİ VE ESBAB-I NÜZULÜN ÖNEMİ
13 Ekim 2017
TEVEKKÜL
13 Ekim 2017
TİCARET, HELAL KAZANÇ, ZÜHD VE TAKVA
13 Ekim 2017
TİCARETİN ŞARTLARI
13 Ekim 2017
TİCARİ İHTİLAF VE SULHÜN ŞARTLARI
13 Ekim 2017
TÜCCARIN MALIN AYIBINI GİZLEMESİ VE TİCARETİN HÜKMÜ
13 Ekim 2017
TÜRK MÜSLÜMANLIĞI
13 Ekim 2017
VAKIFLAR
13 Ekim 2017
VEKÂLET VE ÜCRETİ
13 Ekim 2017
VELAYET HUKUKU VE İŞTİŞARENİN KEYFİYETİ
13 Ekim 2017
VELİNİN İZNİ OLMADAN NİKAH KIYILMASI
13 Ekim 2017
YALAN SÖYLEMEK
13 Ekim 2017
YEMİNİN ŞEKLİ VE HÜKMÜ
13 Ekim 2017
YERYÜZÜNDE FESAD ÇIKARMANIN KEYFİYETİ
13 Ekim 2017
YEVM-İ ŞEK ORUCUNUN MAHİYETİ VE HÜKMÜ
13 Ekim 2017
ZEKAT İBADETİNİN EDASI VE ZENGİNLİĞİN ÖLÇÜSÜ
13 Ekim 2017
ZEKAT KİMLERE VERİLMELİDİR
13 Ekim 2017
ZİKİR BAHSİ
13 Ekim 2017
ZORUNLU TASARRUF VE NEMALARIN GERİ ÖDENMESİ
Haber Yazılımı