Haber Detayı
07 Aralık 2017 - Perşembe 23:52
 
Sivil Toplum Kuruluşları İle Kudüs'ü Konuşuyoruz
ABD Başkanı Donalt Trump'ın Kudüs'ün statüsünün değiştirilmesine yönelik kararına yönelik tepkiler çığ gibi büyüyor. Adana Gündemi olarak önceki gün Medya mensuplarının düşüncelerini almıştık. Bugün de Sivil Toplum Kuruluşlarına sorduk.
Sivil Toplum Haberi
Sivil Toplum Kuruluşları İle Kudüs'ü Konuşuyoruz

Sivil Toplum Kuruluşu Temsilci veBaşkanlarına yönelttiğimiz soru ABD’nin Kudüs’ü Başkent Yapma Girişimi hakkında ne düşünüyorsunuz? şeklinde oldu.

 

İşte Aldığımız cevaplar   :

ASİM Başkanı Mahmut Eraslan: Kudüs  Filistin’in yani ümmetin başkentidir

“Biz İsrail diye bir devleti tanımıyoruz ki başkenti Kudüs olsun” diyen HAMAS Aslında meseleyi özetlemistir. ABD’nin şımarık çocuğu İsrail işgalcidir. Bu yüzden böyle bir hakka sahip değildir. TRUMP’un bir çok sözünü pentegon yani kendi ülke yönetimi ciddiye almazken onun açıklamaları ümmet olarak bizi neden bağlasın ki?

Burada yapılması gereken şey özelde Arapların genelde ise tüm ümmetin yapması gereken şey ABD ve İsrail ile olan ilişkilerini yeniden gözden geçirmektir. Bununla birlikte Müslümanlar derhal bir araya gelerek kendi yok haritalarını belirlemelidir.

STK’larımız ortak hareket etmeli, yola çıkmadan mutlaka eylem planlarını istişare etmelidir.

Şu hiç bir zaman unutulmamalıdır ki,  onların gücü bizim dağınıklığımızdandır. Bir an evvel toparlanmalı ve yola koyulmalıyız.

Biz seferden sorumluyuz zaferden değil. La galibe illallah

 

Dogu Batı Bilim Sanat Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Eşref Şahin:

Müslümanların ilk kıblesi, Mirac'ın ilk durağı, İslam dünyasının haram mescidlerinin üçüncüsü Mescidi Aksa'nın bulunduğu Kudüs ve çevresi Kur'an-ı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde işaret edilen mübarek mekanlardandır. Birçok peygamberin ve salih insanın Tevhid mücadelesine şahitlik etmiş bu diyar, imanın,adaletin,hakkın,cesaretin, sabır ve sebat'ın, azmin mümin bedenlerde en önemli örneklerini görmüştür.

 

Hz. Ömer(r.a)'den beri İslam toprakları haline gelen Kudüs, haçlı seferlerinin sonucunda esir olarak kaldığı bir yüzyılın haricinde 20.yüzyılın ilk çeyreğine kadar huzur ve güven şehri olarak kalmayı başarmıştır. İngiltere'nin yoğun mücadele/ müdahalesinin neticesinde Osmanlı Devleti'nden koparılan Kudüs, o yıllardan itibaren kaos, kriz ve kanlı işgallerin merkezi haline gelmiştir. Bir taraftan Yahudi terör örgütlerinin sistematik bir biçimde gerçekleştirmiş oldukları şiddet olayları daima Filistin halkına yönelirken, diğer taraftan Birleşmiş Milletler'in vurdumduymazlığı, batılı devletlerin gizli açık destekleri neticesinde 1948 yılında İsrail adında gayrimeşru bir terör devletçiği kurulmuştur. Kurulduğu andan itibaren Filistinlileri mütemadiyen katleden, onları kendi ülkelerinde mülteci durumuna düşüren, kutsal mekanları tahrip eden, kültürel eserleri yok eden İsrail'e, temel motivasyonu sağlayan düşünce  Siyonizm olmuştur. Arz-u mev'ud ve seçilmiş halk anlayışına dayanan "halkı olmayan bir ülkeyi, ülkesi olmayan bir halka devredin" mottosuyla hakikati çarpıtan bu yanlış telâkki, Nil'den Fırat'a kadar bütün toprakları işgal etmek için her türlü aracı mübah gören bir anlayışla hareket etmektedir. Bu hareketlerin nihai amacı ise Kudüs'ün başkent olarak ilan edilmesi, ardından Mescidi Aksa'nın yıkılarak, Süleyman mabedinin yeniden inşa edilmesidir. Kudüs'ün 1967 yılında yapılan 6 gün savaşlarının ardından İsrail'in eline geçmesiyle Mescidi Aksa'nın altında arkeolojik kazı bahanesi ile yapılan çalışmalar bu kutsal mekanın süreç içerisinde yıkılmasını hedeflemektedir. Bugün Amerika nezdinde yapılan talihsiz açıklama, İsrail işgalinin sorun olarak değil İslam'ın varlığının problem olarak görüldüğünü bir kez daha bizlere göstermiştir.

Kudüs gibi hakikatin temsilcisi bir merkezin hakikati temsil eden Müslümanlar da kalması Kudüs'ün İslami kimliğinin korunması ve Mescidi Aksa'nın savunulması bütün dünya müslümanlarının en acil gündemi olmak zorundadır. Zira Mescidi Aksa sadece bir mekan değil o aynı zamanda sahibini arayan bir fikir ve ruhtur.  O "ben de varım ve var olmaya devam edeceğim" demenin en önemli sembollerinden birisidir. Trump'ın Amerika'yı özne Müslümanları ve diğer toplumları nesne olarak görmesi sebebiyle yapılan, Kudüs'ün İsmail oğullarına değil İsrail oğullarına ait olduğunu söyleyen açıklaması, seküler bir cennette tarihin sonunu bekleyen Müslümanları uyandırmaya yetecek mi?!

 

İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB) Genel Sekreteri Av. Ali Kurt : 

KUDÜS BİZİMDİR!

Bir asra yakındır işgal altında ve her türlü hukuksuzluğa sahne olan İslam dünyasının ilk kıblesi Kudüs’ün.  Siyonist idare ve yardakçıları tarafından başkent ilan edilmesini asla kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz.

Uluslararası hukuka tamamen aykırı olarak alınan bu kararın, telafisi imkânsız sonuçlar doğuracağı açıktır.

1900’lü yılların başından bu yana giderek katmerleşen bu işgal hareketi, sadece Ortadoğu’yu değil, tüm dünya barışını tehdit etmekte iken, atılan bu son adım açıkça ateşle oynamaktır.

Haksızlığı önleyebilecek durumda olan mahfillerin haksızlığa çanak tutmasını ve uluslararası toplumun süregelen sessizliğini ve çifte standardını reddediyoruz.

Filistin, Kudüs ve Mescid-i Aksa bizimdir ve ebede kadar da öyle kalacaktır.

Hz Ömer’lerin, Selahattin Eyyubi’lerin, Yazvuz Sultan Selim ve Abdülhamit Han’ların tükendiğini ve bu zulmün payidar olacağını sananlar er veya geç ne kadar yanıldıklarını anlayacaklardır.

Mescid-i Aksa, bizim nazarımızda Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’den farklı değildir.

Kudüs, bize sadece Efendimiz Asm’ın değil, Hz İbrahim’in, Hz Davut’un, Hz Süleyman’ın, Hz İsa’nın emanetidir.

Kudüs, bize İshak As’ın, Yakup As’ın, Yusuf As’ın ve Zekeriya As ve nice peygamberlerin emanetidir ve bu ümmet omuzuna yüklenen bu peygamber emanetine sahip çıkacak kudrettedir.

Biz biliriz ki Kudüs, cevelangah-ı Musa, mehd-i İsa ve sahne-i Mirac-ı Muhammed asm’dır.

Bizler “Hakkını aramayan bizden değildir” diyen bir peygamberin ümmetiyiz.

İslam dünyası, kırmızı çizgisinin çiğnendiği bu oldu-bitti karşısında asla sessiz kalmayacaktır.

Bütün uyarılara rağmen gelinen bu noktada, etkili tüm karar alma mekanizmalarını bir an evvel bu haksızlığa ve işgal politikasına açıkça karşı çıkmaya ve gereken her türlü tedbiri almaya davet ediyoruz.

Uluslararası toplum, dünya barışını çekinmeden tehdit eden şımarık İsrail işgal devletinin ve onun her zulmünde pazarlıksız arkasında duran ABD’nin bu provokatif kararını reddetmeli ve yok sayarak dik durmalıdır.

Kamuoyuna saygılarımızla arz ederiz.

 

Furkan Vakfı: Kudüs’ün İsrail’in Başkenti Olmasını Tanımıyoruz!

İsrail ve Amerika’nın Kudüs’ün İsrail’in başkenti olması kararını tanımadık, tanımayacağız!

1948 yılından beri Ortadoğu’nun kalbine hançer gibi saplanan İsrail, her ne kadar kendini devlet ilan etse de işgalcinin ta kendisidir!

Dünyanın gözü önünde zulmüne ara vermeden devam eden, Filistinlilerin topraklarını işgal eden İsrail, şimdi de Amerika’nın desteğiyle Kudüs’ü başkent ilan etmeye hazırlanıyor ….

İsrail’i ve Amerika’nın bu haksız kararını tanımadık, tanımayacağız…

Hem Kudüs hem de işgal altındaki tüm Filistin toprakları bizimdir, bizim kalacak!

 

ÖĞDER Yönetim Kurulu Üyesi MahmutT Çerçer :

Hükümetten ; Mavi Marmara örneğinde olduğu gibi teslimiyetçi bir sonuç değil , sonucu Müslümanların lehine olacak dişe dokunur mütekabiliyetler icra etmesini istiyoruz.

   Bireysel tepkiler kelebeğin rüzgara yön vermesine benzer.

   İktidar ve muhalefetin mevcut konsersunu hükümet eyleme dönüştürmeli.

   Unutmayalım , muarrızlarımız sözden değil eylemden anlar. 

 

Köklü Değişim Dergisi Adana Temsilcisi Av. Mustafa Kocamanbaş : Kudüs Müslümanların kanları ile fethedilmiştir.

Mescidi Aksa üç kutsal mescidimizden birisi ve ilk kıblemizdir. Bu nedenle Kudüs istediğiniz gibi “İsrail’e” başkent değil! Olsa olsa mezar olacaktır! Hatta ve hatta, Allah’ın izniyle çok yakında Müslümanlar Hilafeti yeniden ikame ederek paramparça olan İslam Ümmetini birleştirecek ve Mescidi Aksa’yı siyonistlerin pisliklerinden temizleyeceklerdir.

Kudüs’ün ve Mescidi Aksa’nın kurtuluşu ancak, Kudüs işgal altında iken bize gülmek haram olsun diyen Selahaddinler gibi komutanlarla kurtulur. Kudüs’ü fethettiğinde şehre deve ile değil de güzel bir at üzerinde girmesi istenildiğinde “Eğer biz İslam’dan başka izzet ararsak Allah bizi zelil eder” diyen Hz. Ömer gibi Raşid Halifelerle kurtulur. Yüklü miktarda paralar karşılığında Filistin’den toprak vermesini isteyen Siyonist Liderlere karşı, “Ben size bir karış dahi toprak satmam, Zira o beldeler bizim değil İslam Ümmetinindir” diyen Abdülhamit gibi basiretli yöneticilerle kurtulur.

 

Hayrât Vakfı Adana Şubesi & Adana Fatihân Derneği:

İlk kıblemiz Kudüs öncesiyle ve sonrasıyla bizimdir ve hep bizim olmaya devam edecektir. Şıracı ABD ve bozacı İsrail ittifakı bu gerçeği değiştiremez.  Ateşle oynuyorlar!

 

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARIMIZDAN GELEN CEVAĞLARI SİZLERLE PAYLAŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ..

Kaynak: Editör:
Etiketler: Sivil, Toplum, Kuruluşları, İle, Kudüs'ü, Konuşuyoruz,
Yorumlar
Haber Yazılımı