Haber Detayı
18 Ağustos 2018 - Cumartesi 16:46
 
MUHAMMED EMİN YILDIRIM: VAHDETİ HZ HASAN (R.A)’DAN ÖĞRENMELİYİZ
ASİM Heyeti Uluslararası Siyer Araştırma Merkezinde Muhammed Emin Yıldırım Hoca ile bir araya geldi.
Röportaj Haberi
MUHAMMED EMİN YILDIRIM: VAHDETİ HZ HASAN (R.A)’DAN ÖĞRENMELİYİZ

İSLAM MEDYA-  ASİM Başkanı Mahmut Eraslan hazırladıkları dosyayı Muhammed Emin Yıldırım Hoca’ya teslim ederken Ümmetin içinde bulunduğu birtakım sıkıntıları paylaşmak ve çeşitli istişarelerde bulunmak üzere yola çıktıklarını, bu minvalde önce Konya’ya ardından da İstanbul’a geçtiklerini buradan da Kayseri’ye uğrayıp Adana’ya dönmeyi düşündüklerini ifade ederek “müslümanların birlikte hareket etme hedefine dair hassasiyet gösteren sizin gibi üstadlara da teşekkür ediyoruz” dedi.

 

Muhammed Emin Yıldırım da konuşmasında şunları söyledi: “Allah seferinizi mübarek etsin. Güzel bir niyet güzel bir adım. Yani İlla da buradan somut bir şey çıkarırırız veya çıkaramayız ama bu niyet özellikle çok önemli bir adım.

 

Zaten bizim şuanda en fazla buna ihtiyacımız var. Yani gerçekten İslami camia bellidir. Yani A’dan say Z’ye kadar Z’den say A’ya kadar hepimiz birbirimizi tanıyoruz. Ama istenilen düzeyde bir irtibatımız yok malesef. Bundan üç dört sene önce biz çeşitli platformlarda bir araya gelelim. Hocalarımızla bir araya gelip bir şeyler yapalım diye yola çıktığımızda bazı hoclarımız şöyle bişeyler söylediler. ‘Falanca hoca hocalar varsa ben yokum.” Biz de dedik ki yahu mubarek bizim derdimiz zaten falanca ile seni bir araya getirmek. Falanca varsa ben yokum diyerek kenara çekilemezsin.

 

Eğer varsa bir kusur, eksiklik, aşırılık, oturur konuşur istişare ederiz. Bazen bizim gördüklerimizi sen görmezsin, senin gördüğünü ben görmeyebilirim. Bu çok normal bir şey. İşte böyle aralarında sıkıntı olan iki hocamızı bir araya getirdiğimizde çıkarken ikisi de ayrı ayrı “ya ne iyi ettik de biz bir araya geldik. Bak ben böyle bimiyordum bu arkadaşı. Sosyal medyada dili bana biraz ters geliyordu. Biraz yazı yazarken biraz hamasetvari yazıyordu. Ama bak oturup konuşabiliyormuşuz ve üstelik bir sürü ortak derdimiz varmış. ” Gerçekten öyledir yani. Ortak bir sürü derdimiz var. Yani eğer niyetlerde problem yoksa. Onun için bu müşterek birliktelikleri çoğaltmamız lazım.

 

Sadece sivil toplum kuruluşları ile, hocaları ile de sınırlı tutmamak lazım. Mümkün mertebe herkesi bu işin içine dahil etmeliyiz. Çünkü şuanda Toplumsal bir yıkım var. Ahlak çözülüyor. İmani zafiyetlerimiz var. Özellikle bu son süreçte Müslümanların maddeten rahatlamasından kaynaklanan bir rehavet var.. var da var yani… ciddi ciddi problemlerimiz var. Bu bütün problemlerin istişare edilerek çözüm üretilmesi lazım. Bir de şu var, herkes her işi yapamaz. Hepimizin yapabileceği işler farklı olabilir. Menzilerimiz farklı olabilir. Mevzilerimiz farklı olabilir ama beraberce ortak çözüm üretebileceğimiz meseleler de var. Şuanda mesela Türkiye’de tebliğ ve davet çalışmalarının bu kadar sekteye uğraması meselesini ciddi bir biçimde masaya yatırıp konuşmamız lazım. Bunları eğer konuşmazsak yarın biz üniversite gençliğine ne vereceğiz. Ne söyleyeceğiz. Sizden önce İstanbul’un çeşitli liselerinden elliye yakın bir kız talebesi gurubu gelmişti. Bunu onlara da söyledim. Mesela onlar daha farklı sorunları görüyorlar. Şuan ateizm de, deizm de, hazcılık da, hevescilik de, hırsclılık da.. dünya kadar bizim problemimiz var bizim karşı karşıya kaldığımız. Mesela bunlardan bir tanesini ben tespit edebilirim, bir tanesini Hacı Ali kardeşim tespit edebilir, diğerini Orhan kardeşim tespit edebilir. Biz bunları istişare ettikçe bir çözüm yolu buluruz ve bir iş bölümü yapabiliriz. Gücümüz sınırlı ama iyi bir tahlil yapabilirsek ona göre de çözüm yolları buluruz. Ona göre de hareket ederiz inşallah. Onun için buna ait adımlarımızı elimizden geldiğince çoğaltmamız lazım.

 


Çok güzel bir niyetle yola çıkmışsınız. Allah niyetlerinizin karşılığını kat kat size versin. Rabbim daha güzel hizmetleri hem size hem de bizlere nasip etsin. Yani hiçbirşey yapmasak bile şu bize yeter zaten. Yani şu yaptığınız şey, Allah Resulu (s.a.v)’in biz sözü var biliyorsunuz da ben bir hatırlatma yapmak için söylüyorum. Melekleri gönderiyor birisine. Bir sorun bakalım bu kulum o yola ne için çıkmış? Melekler insan suretinde geçiyorlar o zatın karşısına ne için çıktın yola diyorlar. Ben diyor falanca köyde bir arkadaşımı Allah için ziyarete çıktım. Sadece o mu niyetin diyorlar, evet diyor adam. Bunun üzerine meleklere Cenab-ı Hak diyor sorun bakalım maddi anlamda bir beklentisi, asabiyet adına bir bağı yok sadece benim için mi yola çıkmış? Melekler soruyorlar adam evet sadece Rabbim için diyor. Bunun üzerine Allahu Teala (c.c.) müjde verin o kuluma “cennet onundur.” Diye buyuruyor. O ziyarete gidip tamamlayıp dönünceye kadar melekler ona istiğfar edecek. Bundan daha büyük ve güzel karşılık mı olur? İnşallah hepimiz bu niyet üzerinde olup daha farklı bir biçimde bir bereketten istifade edebilmenin yollarına erişiriz. Bunun yollarını aramamız lazım. Zira aramızda bu diyaloğu oluşturmadığımız zaman ehli küfür boş durmuyor. İnanın benim lafımı alıyor sana başka türlü veriyor. Şeyta o lafı senin zoruna gidecek şekilde farklı bir biçimde anlatıyor. Ve inanın şuanda Türkiye’de aykırı gördüğümüz bazı hocalarımızla zamanında oturup şöyle konuşsaydık belki onlar bile şuanda ayrı yerlerde idiler. Biz bu diyalogsuzluğun bu irtibatsızlığın bedelini ödüyoruz. Şimdi bunu kullanıyor şeytan. Çok güzel kullanıyor. O manada biz mümkün mertebe aramızdaki iletişimi, diyaloğu, Müslümanlarası birbirimize emr-i mil maruf ve nehyi anilmünker noktasındaki sorumluluğumuzu yerine getirecek adımlarımızı atmamız lazım. Allah (c.c) bu uğurda hepimizin yardımcısı olsun. İnşallah ben metninizi daha dikkatli okurum. Şimdi göz gezdirdim ama daha detaylı inceleyip bize ait bir şey varsa da elmizden geleni yapmaya gayret ederiz. Bu anlamda her türlü hizmete ve desteğe adayız inşAllah.

 

Mahmut Eraslan – Eyvallah. Her gittiğimiz tyerde güzel karşılandık. Samimyet görüdk. Daha da umutlandık.

 

Büyük bir nimet var elimizde şuanda. O nimeti daha farklı bir biçimde kullanıp ne yapabilirsek bu nimette şu, Yani İslam coğrafyalarını sizde takip ediyorsunuz. Şuanda Yemen’de olup bitenler, işte suudda olanlar, Irak’ta Suriye’de her tarafta çok ciddi problemler ve çok ciddi sıkıntılar var. Bizim de sıkıntılarımız var ama bizim sıkıntılarımızın boyutu biraz başka. Şuanda dört milyonu aşkın muhacir var bu memlekette. Bunlar da bizim gündemimiz. Bunlar da bizim problemimiz. Neticede bu insan farklı bir ülkeden bile gelmiş olsa, Müslümandır ve muhacirdir yani. Ona karşı da senin sorumluluğun var. Ciddi bir biçimde şuanda bu ortamın nasıl daha farklı; islam’ın ve Müslümanların hayrına çevirebiliriz. Daha nasıl içini doldurabiliriz, nasıl doğru dürüst hizmeti dönüştürebiliriz, bunun üzerinde durmamız lazım. Yoksa yarın öbür gün bu imkan ve bu fırsat elimizden kaçıp giderse eyvah ederiz ah ederiz ama bir daha geri döndermemiz de bir daha mümkün olmaz. Onun için şu ortamı çok iyi değerlendirmemiz lazım. İyi değerlendik mi? Bana soracak olursanız bence iyi değerlendiremedik ne yazık ki.Yani tembellik rehavet.. Asıl sahada olup iş yapması gerekenler sahalardan çekildiler. Bu çok ciddi bir problem bizim için. Şuanda halen aslında bu manada yapılması gerekenler var. Bunlara ait bazı adımları atarsak eğer en azından işte değerlendirme noktasında belli başlı bazı şeyleri yapmış oluruz inşAllah.

 

Hacı Ali DOĞAN - Bizim gönlümüzden asıl geçen aslında Türkiye’de bir üst mekanizmanın olması. Müslümanların sözünü dinlediği bir üst çatımız olsun. Mümkünse ehil ulemadan ve kanaat önderlerimizden müteşekkil bir üst yapımız olsun ve onlar hem davet çalışmasını, hem eksiklerimiz bağlamında İslami aksiyonumuzu bu çerçevede yürütelim. Temennimiz budur.

 

Vallahi biz de bunu arzu ediyoruz. Olması gereken de bu ama öyle bir hale gelmişizki, ümmet olarak 250 yıldır beyinden bir darbe almışız. Beyin gitmiş şuanda. Ümmetin toplumsal hafızasında ciddi bir problem var. Öyle olunca bunları konuştuğunuz zaman bile zemin bulamıyorsunuz. Aslında hepimiz aynı şeyi söylüyoruz. E Hadi?!. Yapalım dediğin zaman herkesin bir bahanesi var. İşte bu bahaneleri ortadan kaldırıp bir şeyler yapmamız lazım. Çünkü ulemanın öncülük yapmadığı bir hareket İslami Hareket olamaz. Biz âlimlerimize bakarız. Hocalarımıza bakarız. Onlar bize bir şey söyleyecekler ki bizde ona göre anlam vereceğiz. Biz bazen bir şeyi tam anlamı ile göremeyebiliriz. Meseleyi bizden daha iyi görüp değerlendiren insanların yaklaşımları daha farklıdır yani. Ama bizim şuanda Müslümanlar olarak evvelemirde şunu çok iyi çözmemiz lazım. Bulunduğumuz yapılar İslam değil, İsla dairesi içerisinde bir parçadır. Eğer biz o yapıyı İslam diye ilan edersek vahdeti konuştuğumuz zaman da “gelin birleşelim” diye konuşuruz. Çünkü kendimizi merkeze koymuş oluyoruz. Bir defa kendimizi bundan kurtarmamız lazım. Mesela diyelim ki ben bir vakıf kurmuşum. Siyer Vakfı adıyla çalışmalar yapıyorum. Siyer alanında bir şeyler yapıyorum. İnsanlara kalkıp desem ki, ‘yahu bu iş en önemli iştir arkadaş, bütün herkesin bu işi yapması lazım. Eğer bu ümmetin birliği olacaksa kesinlikle siyerden olmalı, siyeri hayatın eksenine koyarsak ancak kurtarabiliriz. Şöyle olabiliriz böyle olabiliriz.’ Böyle bir üslup, böyle bir usul doğru bir şey olmaz. Ben bu koca ailenin içerisinde bir damlayım. O damlayı göle yada okyanusa çevirmekle mükellefim. Ama kendimi merkeze koyup geri kalan insanları da kendime davet etmeye başladığım zaman vahdet diye bir şey olmaz. Onun için biz eğer vahdet diyeceksek Hz. Hasan (r.a.)’dan vahdeti bir daha öğrenmemiz lazım. Kendi hakkımızdan ferağat ederek değil, bir adım ötesi, yani yüzde yüz hakkımız olanı da bu ümmetin selameti için gözden çıkardığımız zaman ancak vahdet olur. Bunu yaptığımız an bu meseleyi anlamış oluruz. O da bir süreç işidir.

 

Bu memleketin müslümanları bir çok sıkıntılar yaşadı. İşte şimdi yavaş yavaş bazı şeyler konuşuluyor tartışılıyor. Ben ümitvarım yani.. Ümitsiz değilim. Ama biraz daha gayret lazım. Biraz daha mücadele etmemiz gerekiyor. İnşallah birileri bu işi tam anlamıyla anlar. Sizin gibi insanlar aşağıdan zorlar, bu manada daha güzel adımlar atılırsa inanınki çok zor değil. Bu iş Allah’ın izni ile bir gün kemale erecek ve Allah (c.c) nuru tamamlayacak. Bütün derdimiz de bu nurun tamamlanma sürecinde hepimizin bir katkısı olmasıdır.

 

Orhan Erkuş- İHH’nın önderlik ettiği bir diriliş buluşmaları vardı. Hepimiz faydalandık. Halk da faydalandı. Bu minvalde bir çalışmanız var mı?

 

O konunun sürekli devam etmesi kararlılığı vardı. Şu anda hocalarımızla ilgili bir problem yok. Ama siz de fark ediyorsunuz, son iki üç senedir, yani 15 Temmuz’dan bu tarafa makul bir memlekette yaşamıyoruz. Olağanüstü bir memlekette yaşıyoruz. Öyle olunca bu diriliş programlarına uygun geniş katılımlı bir salon konusu sıkıntıya uğradı. Araya fasılalar girdi. Tam niyetlendik, yeniden başlayalım diye, Cenab-ı Hak resmin bir parçası olan Abdulmetin hocayı çekip aldı içimizden. Şimdi halen onun şoku var hocaların üzerinde. Ama inşallah benim de arzum, Nureddin hocanın da arzusu, İhsan hocanın da arzusu bu yönde. Konuştuğumuzda hocalarımızı biliyorum yani. Abdullah Yıldız Hoca’nın, Ramazan Kayan Hoca’nın yani herkes şuanda ne zaman başlayacağız noktasında. İnşallah yakın bir zamanda Eyüp Platformu olarak Abdulmetin hoca için bir program tertipleyeceğiz.

 

Belki o programın arkasından tekrardan bu gündeme girer. Ona göre de bir taraftan başlanabilir inşallah.

Kaynak: (Özel Haber) - İslam Medya Haber Merkezi Editör: islam medya
Etiketler: MUHAMMED, EMİN, YILDIRIM:, VAHDETİ, HZ, HASAN, (R.A)’DAN, ÖĞRENMELİYİZ,
Yorumlar
Haber Yazılımı