Haber Detayı
17 Haziran 2016 - Cuma 14:21 Bu haber 630 kez okundu
 
Hariciler Hakkında Bilinmeyenler! 3. Bölüm
Ravza Yayınları arasında çıkan ve birinci bölümünü geçtiğimiz günlerde yayınladığımız Ali Muhammed Sallabi'nin "Doğuştan Günümüze HARİCİLER" adlı kitabından sizler için önemli bulduğumuz pasajları derlemeye devam ediyoruz. Bu bölümünde Hâricîler’in Harûrâ’ya Çekilmesi ve İbn Abbâs’ın Onlarla Münazarası ve diğer bazı konulara yer verilmiştir.
Gündem Haberi
Hariciler Hakkında Bilinmeyenler! 3. Bölüm

Hâricîler’in Harûrâ’ya Çekilmesi ve İbn Abbâs’ın Onlarla Münazarası


Hz. Ali (r.a)’nin ordusunun Sıffîn’den dönüp Kûfe’ye  doğru yol alması sırasında Hâricîler büyük bir grup halinde ordudan ayrıldı. Ayrılan büyük grubun sayısı bir rivâyete göre on bin kusur olarak tahmin edilmiştir. Grubun sayısı farklı rivâyetlere göre; on iki bin,  sekiz bin,  on dört bin  olarak sınırlandırılmıştır. Ayrıca yirmi bin  olarak sayısını belirleyenler de vardır. Ancak bu rivâyet isnatsız gelen bir rivâyettir. 
 
Bu grup, Hz. Ali’nin ordusunun Kûfe’ye varmasına birkaç durak kalmışken Müslüman topluluğun ordusundan ayrıldı. Bu bölünme Hz. Ali (r.a)’nin yanında kalmaya devam eden Müslüman topluluğunu endişelendirip ürküttü. 
Hz. Ali, itaatinde kalan ordu ile Kûfe’ye girinceye kadar yürüdü. Halîfe Hz. Ali, ayrılan Hâricî grubuyla ilgilendi. Bu grubun, fiilen Müslüman topluluğundan ayrıldıkları anlamını taşıyan; namaz kıldırmak için birini, savaş için başka birini  emir tayin etmeleri, biatin sadece Allah (c.c)’a yapılabileceği ve ma’rufun emredilip münkerden sakındırma ilkelerini ortaya koymaları şeklinde bir düzenlemeye gittiklerinin haberini aldıktan sonra onlarla çok yakından ilgilendi.
 
Emîrü’l-mü’minin Hz. Ali (r.a), ayrılan bu grubu Müslüman topluluğuna döndürmeyi çok arzu etti. Bu amaçla İbn Abbâs’ı onlarla ayrılma konularını tartışmak üzere kendilerine gönderdi. İşte İbn Abbâs yaşadıklarını bize şöyle rivâyet eder: 
“Onlara doğru gitmeye karar verdim. Yemen’in olabilecek en güzel hüllesini giydim. Saçımı taradım. Gündüz ortası bir evde yanlarına vardım. Ebû Zümeyl der ki: ‘İbn Abbâs yakışıklı, yüksek ve gür sesli biri idi.’ 
 
‘Ali savaştı, ne kimseyi esir aldı ne de ganimet aldı.’ sözünüze gelince, anneniz Aişe’yi esir alır mısınız, o annenizken başka kadınlarda helal gördüğünüzü onda helal görecek misiniz? Eğer, ‘Başka kadında helal gördüğümüzü onda da helal görürüz’ diyorsanız siz kâfirsiniz. Eğer, ‘Annemiz değil’ diyorsanız Kur’ân’ın şu âyetini inkâr etmiş olursunuz: ‘Peygamberin müminler üzerinde haiz olduğu hak, onların bizzat kendileri hakkında haiz oldukları haktan daha fazladır. (O, bir baba konumunda olduğundan) onun eşleri de müminlerin anneleridir.’  
 
1. Muhalifle Münazara Yapacak Kişiyi İyi Seçmek
 
Görüyoruz ki, Rasûlullah (s.a.v)’ın amcası Ebî Tâlib’in oğlu bu münazara için İbn Abbâs’ı seçmiştir. İbn Abbâs, ümmetin büyük bilgesi ve Kur’ân’ın müfessiridir. Sahabe ve tabi’în kendisini Kur’ân’ı iyi bilen biri olarak tanıyor idi. Müslümanların inançlarını Kur’ân ile kanıtlamak konusunda kendisine itimat ediyor idi. Bundan dolayı İbn Abbâs Hâricîleri ikna etmek için en uygun seçenekti. 
 
2. Münazaraya İttifak Edilen Noktalardan Başlamak
 
 Halîfe Ali b. Ebî Tâlib ve ona karşı çıkanlar, delillerini Allah’ın kitabından ve Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)’in sünnetinden alma konusunda ittifak üzere idiler. Abdullah İbn Abbâs da bu konuda ittifak üzere idi. Çünkü yukarıda geçtiği gibi İbn Abbâs onlara şöyle demişti: “Söyler misiniz eğer Allah (c.c)’ın kitabından ve peygamber (s.a.v)’inin sünnetinden söylediklerinizi çürütecek deliller getirirsem dönecek misiniz?” Ayrıca İbn Abbas münazaradan önce bu konuda onlardan emin olmak istiyordu. 
 
3. Münazaradan Önce Muhalifin Delillerini Tanımak, İyice İncelemek ve O Delillere Göre Hazırlanmak
 
Ümit ediyoruz ki, Emîrü’l-mü’minin Hz. Ali (r.a), Hâricîlerle münazaraya başlamadan önce onların delillerini biliyor idi. Ayrıca onların delillerini ne şekilde çürüteceklerini arkadaşlarına anlatmış idi.
 
4. Muhalifin İddialarını Sırasıyla İddialar Bitinceye Kadar Çürütmek
 
Münazara sırasında İbn Abbâs (r.a)’ın sarf ettiği sözlerde bu metodu uyguladığını açık bir şekilde görebiliyoruz. Ve İbn Abbâs onların her bir delilini çürüttükten sonra her defasında onlara “Şimdi bu düşüncenizden vazgeçtiniz mi?” demişti.
 
5. Doğruluğun Lehine Sonuç Veren Bir Tarzda Münazarayı Başlatmak
 
Görüyoruz ki, Abdullah b. Abbâs (r.a) işin başında, münazaradan önce şöyle demişti: “Ben, muhacir ve Ensâr olan sahabenin ve Hz. Peygamberin amcaoğlu ve damadının yanından geldim. Kur’ân onların üzerlerine inmiştir. Bundan dolayı onlar Kur’ân’ın tefsirini sizden daha iyi bilirler. Sizin aranızda Kur’ân’ın kendi üzerine indiği kimse yoktur.” 
 
6. Münazara Sırasında Muhalifin Görüşüne Saygı Duyduğunu Açığa Vurmak
 
Bu yöntem muhalifleri, münazara edenin sözünü daha iyi dinlemelerine ve görüşüne saygı duymalarına sevk edecektir. Bu uygulamayı da İbn Abbâs’ın Hâricîlerle yaptığı münazarada görebiliyoruz. 
 
7. Hâricîlerden Binlerce Kişinin Hidâyet Bulması
 
Bu münazaradan sonra binlerce Hâricînin yaptıklarından ve düşüncelerinden vazgeçerek Müslüman topluluğunun saflarına geçtiğini görüyoruz. Zira Allah’ın izniyle ilerde açıklayacağımız gibi Hâricîlerden Nehrevân savaşına katılanların sayısı dört bini geçmemektedir. Sayıları on bini aşkın olan Hâricîlerin altı bini önce Allah’ın keremiyle sonra da İbn Abbâs’ın sahip olduğu ilim, ikna gücü, kanıtlama ve açıklama vesilesiyle gerçeği tanıdılar, taşıdıkları şüphelerden kurtuldular. 
 
8. İbn Abbâs’ın “Sizin Aranızda Kur’ân’ın Kendi Üzerine İndiği Kimse Yoktur.”  Sözü
 
İbn Abbâs’ın bu sözü, Hâricîlerin arasında Rasûlullah’ın sahabelerinden hiçbir kimsenin bulunmadığına dair açık bir kanıttır. Ayrıca İbn Abbâs bu sözü onlara söylerken onlardan hiç biri onun bu sözüne itiraz etmemiştir. Bu hadisin rivâyeti sahih ve sabittir. Diğer taraftan bildiğim kadarıyla, Hâricîlerin arasında Rasûlullah (s.a.v)’ın sahabelerinin olduğunu söyleyen hiçbir ehl-i sünnet âlimi yoktur. Hâricîlerin arasında bir kısım sahabelerin de olduğu iddiası, Hâricî mezhebinin iddiasıdır. Bu iddialarını ispatlayacak güvenilir, ilmî hiçbir kanıtları yoktur.
 
9. Kaynağı Belirlemek
 
İbn Abbâs’ın münazara sırasındaki “Söyler misiniz eğer Allah (c.c)’ın kitabından, Peygamber (s.a.v)inin sünnetinden söylediklerinizi çürütecek deliller getirirsem dönecek misiniz?’ ‘Evet’ dediler.” İbn Abbâs, bu sözünde kaynağı belirlediğini görüyoruz.
İşte İbn Abbâs’ın bu sözünde önemli bir öğreti vardır. O öğreti şu ki, münazara sayesinde doğru bir sonuca ulaşabilmek için münazaranın iki tarafı için kaynağın belirlenmesinin gerekli olmasıdır.
 
Bir kaç bölüm halinde yayınlanacak bu kitap sitede özetler halinde sunulmaktadır. Kitabı tamamen okumak isteyenler kitabı Ravza Yayınevinden temin edebilirler.
Kaynak: (Islah Haber) - Islahhaber.NET Editör:
Etiketler: Hariciler, Hakkında, Bilinmeyenler!, 3., Bölüm,
Yorumlar
Haber Yazılımı