Haber Detayı
13 Nisan 2016 - Çarşamba 23:47
 
Av. Yetkiner: Şahımerdan Sarı “Paralel”e biat etmediği için hedef alındı!
28 Şubat döneminde Emniyet içindeki paralel menfaat çeteleri tarafından düzenlenen bir komploya maruz kalıp yıllarca hapis yatan ve aynı yönde bir başka kararla yeniden hapsi istenen Şahımerdan Sarı hakkında Avukat Halis YETKİNER dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Gündem Haberi
Av. Yetkiner: Şahımerdan Sarı “Paralel”e biat etmediği için hedef alındı!

Sahimerdan Sarı Hoca'nın sevenleri tarafından kurulan sahimerdansari.com internet sitesinin Av. Halis Yetkiner ile yaptığı röportajı yaşanan mağduriyetleri göz önüne sermesi bakımından önemli buluyor ve dikkatlerinize sunuyoruz.


Efendim dilerseniz öncelikle Şahımerdan Sarı nerede ve ne durumda olduğuna dair bilgi ve görüşlerinizi alabilir miyiz?

Şahımerdan Sarı’nın şu anki durumuna dair aldığım haberlere göre, kendisi Erbil’de… Dosyası Yargıtay aşamasına geçince, bu süredeki hukuksuzluklar karşısında yeniden cezaevine düşmek gafletinde bulunmamak düşüncesiyle yurtdışına yasal yollarla, pasaportuyla Kuzey Irak’a geçti. Orada uygun bir zemin bulur, İslam’ı tebliğ görevini ifa ederim düşüncesiyle gitti. Sonradan Kanal A’ya bir röportaj verdi. Konuşması internet medyasında dolaşımdadır. O programda Şahımerdan Sarı hoca geçmişte yaşadığı haksızlıkları ve faillerini deşifre etmek için konuşmuştu. Bunun üzerine adı “paralel yapı” olarak geçen “cemaat”, bölgedeki etkisini kullanarak hocayı orada gözaltına aldırdılar. Şu an, aylardan beri tutuklu ve mahkemeye çıkarılmaksızın Erbil’de hapis olduğunu biliyorum. Yani hemen hemen 7-8 aydan beri masum bir insan, hangi suçtan yargılandığı açıklanmaksızın cezaevinde tutuluyor ve yargılanmıyor, hakim huzuruna çıkarılmıyor.

“Biat etmediği için…”

Bir süre önce Şahı Merdan Sarı hakkında bir “iade girişimi” sözkonusuydu. Bu hususta herhangi bir gelişme oldu mu Halis Bey?

Ben hocanın ailesiyle yaptığım görüşme sonrası kendilerine devletin ilgili makamlarına girişimde bulunmaları tavsiyesinde bulundum. İçişleri ve Adalet Bakanlığı nezdinde… Tabi Adalet Bakanlığı, Irak merkezi hükümetiyle temasa geçecek, ilk etapta Irak’ın kuzeyiyle muhatap olmayacak belki… Biz de bunun dışında bölgesel yönetimde etkili olabilecek birtakım yolları denemekten geri durmayalım. Çünkü orada Irak’ın çok fazla bir etkisi yok; daha çok Ankara’nın etkisinden bahsedilebilir. Bunun yanında ABD ve “paralel yapılanma” etkili… Bunu kabul etmek lazım. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu şahsa sahip çıkmalı, neden 7-8 aydır ne ile suçlandığını bilmeksizin hapis tutulduğunu sorması lazım. Bunu Dışişleri ve Adalet Bakanlığı’nın soruşturması lazım… Ailesi tarafından daha önce Erbil Konsolosluğu nezdinde girişimde bulunuldu fakat sonuç alınamadı. Yani ortada büyük bir zulüm var ve ben bu zulmü zaman zaman dile getiriyorum. Ben Şahı Merdan Hoca’nın da davasına girdim. Ağabeyi Hüseyin Sarı hocanın da davasına girdim. Biliyorsunuz Şahı Merdan Sarı ailesi Seyyid ailesidir. Yani şu an bu aileye yapılan zulüm Yezid’in zulmü ile hemen hemen aynıdır. Ehl-i Beyt’e o zulüm neden yapılıyordu? Biat etmedikleri için… Yezid’in hukuksuzluğuna, kanunsuzluğuna boyun eğmedikleri için… Sarı ailesi de büyüğüyle alim, fazıl insanlardır. Bu Vatikan misyonunu kendilerine misyon edinmiş olan şebekeye biat etmediği için hedef alındı.

Tam bu noktada neden hedef gösterildiğini soracaktım… 10 yıl hapisten sonra…

Şahı Merdan hocaya haber gönderildiği, bizzat çağırıldığı, gözaltına alındığı, çeşitli tekliflerde bulunulduğu, “neden “Hocaefendi”ye biat etmedin?” şeklinde sorular sorulduğunu o dönem öğrenmiştik.

Açıkça bu şekilde mi?

Tabi tabi… açık açık bu şekilde… Şahı Merdan hoca bir alim… Bir düzine eseri var.

İddianame: “Dıdısının dıdısı…”

Efendim, Şahı Merdan Hoca ile ilgili iddianameyi incelediğimizde, yer yer hayal gücünü zorlayan, “örgütsel talimat, örgütsel faaliyet” gibi iddiaların, suçlamaların, tipik bir 28 Şubat uygulaması halinde tartışıldığını görüyoruz. Alışılmışın dışında birtakım ifadelerle…

Şimdi kendileri ne diye bağırıyor? Efendim, “bir vatandaş bir okula hayır amaçlı yardımda bulunmuş, bunu örgütsel faaliyet sayıyorsunuz… vs” Geçmişte siz zaten tam da bunu yapıyordunuz. Geçmişte herhangi bir yere zekatını veren insanları teröristlikle suçluyorlardı. Şahı Merdan Hoca’ya dair iddianamede de var. Bir derneğe gidip sohbet yapıyormuş, orada kurban derisi toplanıyormuş… Ve orada yapılan “terör” oluyormuş. Böyle bir zulüm olabilir mi? Bu insan 12 yıl cezaevinde yattı, çıktı ve daha nefes alamadan, çoluk çocuğuna ısınamadan tekrar aynı şey, tekrar bir 12 yıl daha hapis…

İlk hapsinin istendiği davada, 97’de “incil satılan bir kitabevi”ne düzenlenen bombalı saldırı, Şahı Merdan Sarı ile bağlantılandırılıyor. İddianamede böyle bir saldırı iddiası var; hafızayı tazelemek açısından soruyorum?

Şimdi, geçmişte biliyorsunuz, Ergenekon, Balyoz gibi davalar etrafında tertiplendiği anlaşılan tezgahlarla da anlaşılıyor ki, bir insanı hedefe koydukları zaman, hiç akla hayale gelmedik şeylerle kişiyi irtibatlandırıyorlar. Telefonlarını dinliyorlar. “Dıdısının dıdısının, dıdısının, dıdısı ile bağlantılandırıyolar. Alıyorlar ve suçluyorlar. Ben otuz yıla yakındır; “terörle mücadele müdürlüğü”ne gidiyorum, oradaki ifade vermekte olan insanların yanında bulunuyorum avukat olarak… Adama soru soruyor:

-“Şurada şöyle birşey yazmışsın, bununla ne kastediyorsun?”

Bu ne demek şimdi? veya, “Şurada şunu demişsin ne anlatmak istiyorsun?” Tamamen keyfi, çok adice, çok alçakça suçlamalarla bunun “delili”ni ürettiler.

Hüseyin Sarı’nın evinde porno CD!

Mesela Şahı Merdan Sarı’nın kardeşi Hüseyin Sarı hocanın dosyasını hatırlıyorum… Yurtdışındaydı. Bana dedi ki, “geleyim mi?” Ben de “gel” dedim. Yani bu dosyadan sana herhangi bir ceza çıkarsa, demek ki bu ülkede “hukuk”un “H”sı yok demektir. Ondan sonra evinde arama yapılıyor. Dini kitaplar… Başka hiçbirşey yok. Bir ajan provokatör gönderiyorlar oraya… İşte Atatürk’le ilgili ileri geri konuşuyor. Hoca diyor ki, “benim bu mevzularla alakam yok, olmaz. Bizim işimiz burada İslami tebliğ, çocuklarımıza dinlerini öğretmek.” Operasyon yapıyorlar evine, bir arama tutanağı imzalatıyorlar. Arama tutanağında hep yaptıkları gibi, madde madde sıralıyorlar; “delil” dedikleri şeyleri… En alta ise özellikle boş yer bırakılır. Bir çizgi çekilip altına sonradan kendi uydurdukları “deliller”i ilave ederler. Hüseyin Sarı hocanın arama tutanağında bir film cd’si var; “porno film…” O zamanki amirlerine de söyledim. “Yahu insan biraz utanır. “Terörle mücadele”nin de bir onuru olmalı… “Düşmanla savaş”ın da bir onuru vardır. Bu kadar onursuzluk, hayasızlık, haysiyetsizlik olur mu?” Şahı Merdan Sarı hocanın ailesi köklü bir aile, “seyyid” bir ailedir. Onlara yapılan zulüm Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin efendilerimize yapılan zulmün devamıdır. Tek suçları “biat etmemek”tir.

Sanırım iki oğlu da cezaevinde Şahı Merdan Sarı’nın… “Vasat terör örgütü üyeliği” iddiasıyla…

Evet, öyle ki, ailenin dışarıda ekmek almaya gidecek kimsesi kalmadı. Hem ortada “örgüt” filan yok efendim… Peki bunların “delil”i nedir? “Şahin-Der” diye bir dernek kurup, bu dernek faaliyetleri kapsamında dini sohbetler yapmak ve o derneğin masraflarını karşılamak için de, “kurban, fitre, zekat toplamak”… Bütün “deliller” bundan ibarettir. Efendim, buradan Şahı Merdan Sarı hocanın müvekkili olarak bu komplo karşısında, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin hukukçu bir üyesi olarak hükümet yetkililerine sesleniyorum; bu zulme mani olmak görevdir.

AYM’den “Yeniden yargılama” talebine red cevabı…

Önümüzdeki günlerde, ilgili bakanlıkların gerçekleştirdiği birtakım reform ve iyileştirmeler sonrası bir gelişme beklenebilir mi?

Şu anda bir işaret göremiyorum, yok… Yargıtay’a, Sarı hocanın ailesi tarafından “iade-i muhakeme” yani “yeniden yargılama” hususunda talebte bulunuldu. Değerli meslektaşım Sayın Hüseyin Kurşun vekaletinde fakat anında reddedildi. Biliyorsunuz; Anayasa Mahkemesi’nde rastlanan ve kamuoyunda da tepki toplayan birtakım uygulamalar üzerine Sayın Cumhurbaşkanı da haklı olarak “saygı duymadığı”nı belirtiyor. Adamına göre, güçlüye, varsıla göre ayrı, sahipsiz, güçsüz, nüfuzu olmayanlara ayrı işlem… Bunu “hukukun zirvesi” yapıyor. Benim de iki-üç dosyam var. Üç yıldır orada bekliyor ama ortadan kaldırılmamış. Fakat “arkası olanlar”ın dosyası oraya gider gitmez sıraya alınıyor. Bir bakıyorsunuz “emirle” tahliye ediliyorlar. Şahı Merdan hoca hakkındaki kampanyanın hızlandırılması, yaygınlaşması, kamuoyuna maledilmesi için çaba göstermek lazım.

“Dinler arası diyalog” projesini eleştiriyordu

Şahı Merdan Sarı, “dinler arası diyalog” adı altında yürütülen birtakım faaliyetleri eleştiren, bu yönüyle kamuoyunun da yakından tanıdığı bir isim…

O’nun bu hususta ne kadar isabet ettiğini gelişmelerle birlikte daha iyi anlıyoruz, görüyoruz. Ne diyor, “dinler arası diyalog” diye Vatikan’a giden “hocaefendi” dedikleri zat?… “Biz” diyor, “Vatikan misyonunun parçası olmaya geldik. Yani Papa diyor ki,” bizim misyonumuz üçüncü bin yılda hristiyanlığı bütün İslam alemine yaymaktır.” Buradan giden “hoca” da diyor ki, “biz de sizin bu görevinizin bir parçası olmaya geldik.” Yani sizin emrinizde hizmet vermeye geldik. Vatikan’a gidip biat etti. Vatikan ve ABD’nin nam hesabına… Diğer İslami cemaatleri de biata davet etti. Etmeyenleri de, terörist ilan etti. Eğer 17-25 Aralık darbesi -her işte bir hayır vardır- başarılı olsaydı, sırada İskender Paşa cemaati, İsmailağa cemaati vs. hepsi var ve sıradaydı. “Ilımlı İslam” adıyla Vatikan’ın misonuna biat ettirmekti maksatları… Ilımlı İslam, yani içi boşaltılmış, protestanlaştırılmış, birtakım ritüellerden oluşan kilise havasında ibadethanelere varacak kadar bir organizasyon… Şahı Merdan Sarı hocanın suçu da bu biatı yerine getirmemek… Bunu yazmak, anlatmaktı.

Kaynak : ISLAH HABER

Kaynak: (Islah Haber) - Islahhaber.NET Editör:
Etiketler: Av., Yetkiner:, Şahımerdan, Sarı, “Paralel”e, biat, etmediği, için, hedef, alındı!, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı